Göztepe, Kasımpaşa karşısında sahadan 3-3’lük beraberlikle ayrıldı. Son dakikada gelen golle alınan 1 puan ilk bakışta değerli görünebilir. Ancak sahadaki oyun, bu puanın çok daha fazlasına ihtiyaç olduğunu açık şekilde gösterdi.

Maçın genelinde Göztepe’nin çabası vardı. Zaman zaman rakip kalede etkili oldular, geri düşmelerine rağmen oyunu bırakmadılar. Ama artık neredeyse her maçta gördüğümüz bir sorun yine ortaya çıktı: Yapılan basit hatalar. Top kayıpları, savunmada yapılan yanlışlar ve kolay yenen goller… Bunlar artık sürpriz değil, alışılmış bir durum haline geldi.

Kasımpaşa karşısında da benzer bir tablo izledik. Göztepe gol bulmakta zorlanmadı ama rakibin gol bulması da aynı derecede kolay oldu. Bu da takımın dengeli bir oyun ortaya koyamadığını gösteriyor. Bir tarafı düzeltirken diğer tarafın dağılması, Göztepe’nin en büyük problemi haline gelmiş durumda.

Bu noktada sadece saha içi hatalardan bahsetmek de yeterli değil. Kadro yapısı da ciddi şekilde tartışılmalı. Sezonun bu bölümüne gelinmişken hâlâ bazı mevkilerde net bir istikrar sağlanamamış olması dikkat çekiyor. Devre arasında yapılan transferlerin büyük kısmı ise henüz beklenen katkıyı verebilmiş değil. Ligin son düzlüğüne girilmişken hâlâ “uyum süreci” konuşuluyorsa, burada bir planlama sorunu olduğu açıktır.

Bunun yanında takımın önemli oyuncularında da belirgin bir form düşüşü var. Sezonun ilk bölümünde fark yaratan isimler son haftalarda aynı etkiyi gösteremiyor. Bu da Göztepe’nin hem oyun gücünü hem de özgüvenini aşağı çekiyor. Sahada daha dağınık, daha kırılgan bir görüntü ortaya çıkıyor.

Teknik direktör Stanimir Stoilov’un tercihleri de bu tablo içinde daha fazla sorgulanmaya başladı. Göztepe oynamaya çalışan, öne çıkan bir takım. Ancak bu oyun anlayışı savunmadaki sorunlarla birleşince risk daha da büyüyor. Üstelik bu hataların haftalardır tekrar etmesi, sorunun sadece oyuncularla sınırlı olmadığını düşündürüyor.

Yapılan değişikliklerin de oyuna net bir etki yapmadığı görülüyor. Hamleler genelde oyunun akışını değiştirmekten çok, mevcut duruma tepki vermek şeklinde kalıyor. Bu da Göztepe’nin maçları kontrol etmekte zorlanmasına neden oluyor. Sonuç olarak ortaya sürekli gidip gelen, son ana kadar belirsiz kalan maçlar çıkıyor.

Puan tablosuna bakıldığında Göztepe hâlâ Avrupa hedefinin içinde. İlk 5 uzak değil. Ancak son haftalardaki performans bu hedefle çok örtüşmüyor. Özellikle bu kadar kırılgan bir oyunla kalan haftalarda istikrar yakalamak kolay görünmüyor.

Sonuçta dönüp aynı soruya geliyoruz: Bu gidişat değişebilir mi? Kadro yapısı, form düşüşü ve oyun anlayışı birlikte düşünüldüğünde işin kolay olmadığı ortada. Teknik direktör değişikliği bu noktada bir çözüm olabilir mi, bu da ayrı bir tartışma. Ama şu net: Eğer aynı sorunlar devam ederse, sezon sonunda kaçan sadece puanlar değil, büyük bir fırsat da olabilir.