2026 Dünya Kupası, Bizim Çocuklar için hem umutların büyüdüğü hem de önemli derslerin çıkarıldığı bir turnuva oldu. Turnuva boyunca zaman zaman hepimizi heyecanlandıran, “Bu takım gerçekten çok iyi işler yapabilir” dedirten anlar yaşadık. Ama bazı maçlarda da aynı takımın neden bu kadar zorlandığını anlamakta güçlük çektik.
Aslında bu milli takımın en büyük sorunu yetenek değil. Kadroya baktığımızda Avrupa’nın önemli liglerinde forma giyen, yaşları genç olmasına rağmen büyük tecrübeler kazanan çok sayıda oyuncumuz var. Bugün birçok ülke, Türkiye’nin sahip olduğu oyuncu grubuna sahip olmak ister. Bu yüzden artık başarısız sonuçları sadece kadro kalitesiyle açıklamak mümkün değil.
Son yıllarda milli takımın en büyük kazancı, yeniden bir takım havası yakalamış olması oldu. Uzun süre formasını giyen oyuncuların bile eleştirildiği, tribünlerin milli takıma mesafeli olduğu dönemleri geride bıraktık. Bugün insanlar milli maçları yeniden heyecanla bekliyor. Bu bile başlı başına önemli bir gelişme.
Ancak Dünya Kupası gösterdi ki sadece iyi oyunculara sahip olmak yetmiyor. Büyük turnuvalarda küçük hataların telafisi olmuyor. Bir maçta gösterilen yüksek performansın ardından gelen beklenmedik puan kayıpları, Türkiye’nin turnuvadaki dengesini bozdu. İyi oynadığımız bölümler kadar, oyundan koptuğumuz anlar da oldu. İşte bu iniş çıkışlar, milli takımın uzun yıllardır tam anlamıyla çözemediği sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Vincenzo Montella göreve geldiğinden bu yana önemli işler yaptı. Takıma güven verdi, genç oyunculara cesaret verdi ve milli takımın yeniden bir hedefi olduğunu hissettirdi. Bu emekleri görmezden gelmek doğru olmaz. Ama Dünya Kupası gibi organizasyonlar aynı zamanda teknik heyet için de bir sınavdır. Bazı tercihler, bazı oyuncu seçimleri ve maçların gidişatına yapılan müdahaleler doğal olarak tartışıldı. Futbolda bunun olması da son derece normal. Belki de kan değişimi Bizim Çocuklar için gelecek turnuvalarda daha iyi sonuçlar getirebilir.
Türkiye’nin artık sabırlı olması gerekiyor çünkü elimizde uzun yıllar birlikte oynayabilecek çok değerli bir oyuncu grubu var ama bile bile lades diyerek sonuç beklemek bizi hüsrana götürebilir. Bu kadro birkaç yıl sonra çok daha olgun hale gelecek. Önemli olan her turnuvadan sonra yeniden başlamak yerine, üzerine koyarak ilerlemek.
Türk futbolu artık kısa vadeli başarıların peşinden koşmayı bırakmalı. Bir Dünya Kupası ya da Avrupa Şampiyonası sadece sonuçlarla değerlendirilmemeli. Asıl önemli olan, her turnuvada biraz daha gelişen, biraz daha olgunlaşan bir milli takım oluşturabilmek.
Bu jenerasyon belki de son yılların en yetenekli oyuncu grubuna sahip. Şimdi bu yeteneği kalıcı başarıya dönüştürme zamanı. Bunun yolu da panik yapmak değil, eksikleri doğru tespit edip aynı hedef doğrultusunda yürümeye devam etmekten geçiyor.