Alışkanlık oluşturmak için hep 21 güne ihtiyaç olduğu söylenir. Bu 21 günde kazanılmak istenen alışkanlıkların her gün itinayla, yavaş adımlarla ilerleyerek gerçekleştirilmesinin, istenen alışkanlığın kazanılmasına yardımcı olduğu iddia edilir. Bu kısmen doğru bir tez olsa da bence bu gün sayısı biraz ütopik bir sayıdır. Tezde doğru ama uygulamada yetersiz kalabilir. James Clear, “Atomik Alışkanlıklar” isimli kitabının “Atomik alışkanlıkların gücü” bölümünde, “Alışkanlıklar kendini iyileştirmenin bileşik faizidir” der. Burada alışkanlığı paranın bileşik faizle katlanmasına benzetir. Alışkanlıkların etkisi siz onları tekrar ettikçe katlanır. Ancak bu süreç bir gün sayısıyla kesin olarak söylenemez. Kimisi on günde alışkanlığı kazanır kimisi üç ayda. Bu kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bu alışkanlıkların büyük etkileri ise yine Clear’a göre, iki, beş ya da on yıl sonra geriye dönüp bakıldığında çarpıcı bir şekilde belirginleşir. Hayatımızda yaptığımız değişikliklerin sonuçlarını hemen göremeyiz. Bu da aslında bir alışkanlık kazanma sürecinin en yorucu kısmıdır. Örneğin, spora başladınız. Üç gün veya bir hafta her gün düzenli olarak sporu yapmaya devam ettiniz. Maalesef bu kadar sürede vücudunuzda gözle görülür bir değişime şahit olamazsınız. Ayrıca spor da tek başına yeterli bir eylem değildir. Hedefinize ulaşabilmek için sporun yanında beslenmenize ve uykunuza da dikkat etmeniz gerekir. Yani bir alışkanlığı kazanmaya çalışırken aslında hayatınızda birçok şeyi de değiştirmeye başlamak zorunda kalırsınız. Bu yüzden alışkanlık kazanmak zor ve yorucu bir süreçtir. James Clear kendi hikayesinde şunu anlatır: “Beyzbol, hayatımın en önemli uğraşıydı. İleride çok başarılı bir oyuncu olmak istiyordum. Bir gün lisede bir beyzbol maçı sırasında arkadaşımın topa vurmak için hızla kaldırdığı sopa yanlışlıkla yüzüme çarptı. Bu çarpmanın etkisiyle burnum ve kafatasımda birçok ciddi kırık oluştu. Aynı zamanda da beyin dokularımda zedelenme meydana geldi. Bir süre neler olduğunu hatırlayamadım çünkü ciddi bir beyin sarsıntısı geçirmiştim. Önemli birçok ameliyat ve fizik tedavi sonrasında okula döndüğümde 3.’üncü sınıfların takımından daha çömez olan 2’nci sınıfların takımına düşürülmüştüm. Bu, hayatımda öğrendiğim, beni yıkan en büyük olaydı. Hayallerimin ellerimden kayıp gitmesini izlemek gibiydi. Bu üzüntümü atlatıp bir şeyler yapmam gerekiyordu. Çok çalışmaya başladım. Tüm arkadaşlarım eğlenirken ben düzenli olarak spor yapmaya ve okul notlarımı da iyileştirmeye çalıştım. Sonucunda başarımı biraz olsun kanıtladım ve üniversiteye spor bursuyla girmeyi başardım. Ancak hiçbir şey bitmiş değildi. Eğer çok başarılı takımlarda oynamak istiyorsam daha da çok çalışmalıydım. Bu sefer erken kalkmaya, beslenme düzenimi oturtmaya ve her gün belli saatlerde antrenman yapmaya başladım. Arkadaşlarım üniversite hayatlarını eğlenerek ve sosyalleşerek geçirirken ben her gün deli gibi çalıştım. Aynı zamanda okul notlarımı da yüksek tutuyordum ki, mezun olduğumda sadece yetenekle değil akademik başarımla da ön plana çıkabileyim. Bunları her gün tekrar ede ede istediğim noktaya ulaşmayı başardım. Artık başarımı kutlama sırası bendeydi. Yol epey yorucu ve zorluydu ancak ben başarabilmiştim.” İşte bu hikaye alışkanlıkların başarı konusunda ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seren binlerce hikayeden biri. Dünyadaki en başarılı bilim insanlarına bakıldığında da aslında alışkanlıklarının onları ne kadar ileriye götürdüğünü görmek mümkün. Ancak dediğimiz gibi, alışkanlık kazanmak zor bir süreç, önemli olan küçük adımlarla, sabırla, ulaşılmak istenen hedefe odaklanarak ilerlemek. Bunun adı ise herkesin dilinden düşmeyen motivasyon değil. Motivasyon insanı harekete geçiren enerjidir. Bu enerjiyi dışarıdan beklemek yerine kendinizi bir an önce harekete geçirerek sizin sağlamanız gerekir. Büyük bir markanın sloganında olduğu gibi, ilham beklemeyin “sadece yapın”. Önemli olan motivasyon değil disiplindir. Disiplin de size istediğiniz tüm kapıları açar. Clear bölümün son sözlerinde şunlardan bahseder: “Zaman, başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür. Zamanı neyle beslerseniz zaman onu katlar. İyi alışkanlıklar zamanı müttefikinize dönüştürür. Kötü alışkanlıklar ise düşmana. Alışkanlıklar iki ucu keskin bir kılıçtır. Kötü alışkanlıklar sizi iyi alışkanlıkların inşa edeceği kadar kolayca parçalara ayırabilir; detayları anlamak bu yüzden hayati önem taşır. Kılıcın tehlikeli yüzünden korunabilmek için iyi alışkanlıkları nasıl işlediğini ve onları kendi zevkinize göre tasarlamayı öğrenmelisiniz.”