Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik ‘taş devrini yaşatacağım’ demesinin hemen arkasından 2 haftalık barış anlaşması kararı açıklandı. Türkiye’de ise gariban Türk vatandaşları gelen zamlar nedeniyle bu savaştan etkilenerek neredeyse taş devrini yaşayacak. Nedeni basit; enflasyon rakamları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istatistik kurumu TÜİK’e göre nisan ayının başında beklentilerin çok altında çıktı.
Bu rakamlara göre emekli, işçi ve asgari ücretle çalışan kişilerin alım gücü de düşünce önümüzdeki günlerde ‘taş devri”ni yaşamaya başlayacaklar… Akaryakıta yapılan zamlar yetkililerin verdiği bilgiye göre enflasyonu etkilemezmiş! Çarşı ve pazarda yükselen fiyatları hiç mi görmüyorlar? Neredeyse enflasyon rakamlarını sıfır olarak açıklamaya çalışacaklardı ama ‘ayıp olmasın’ diye açıklamadılar. Bunun yanında “Ttş devri”ne daha da çok yaklaşıyoruz. Muhalif bazı partilere yapılan operasyonlar ve bazı belediyelerin mallarına el konulması ‘Demokraside biz de mi taş devri’ne gidiyoruz?’ sorusunu gündeme getiriyor. Bu savaşta İran’ın hem “taş devri” hem de ikinci Çernobil faciasıyla karşı karşıya kalmamız olasılığı, bölgemizi ve bizi de korkutuyor.
İran, salı önceki gün Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı kabul etti. Tahran ve ABD 2 haftalık bir ateşkes anlaşmasına vardı. Bu, küresel denizciliği sarsan ve akaryakıt fiyatlarını fırlatan yaklaşık 40 günlük savaşta önemli bir dönüm noktası oldu. ABD Başkanı Trump, böylece İran'a yönelik askeri saldırılara ara verilmesi kararını açıkladı. Beyaz Saray'dan bir yetkili verdiği demeçte, İsrail'in de iki haftalık ateşkesi kabul ettiğini belirtti. Trump, Truth Social'da yaptığı açıklamada, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Mareşal Asim Munir ile görüştüğünü ve onların da kendisine İran'a karşı salınacak "yıkıcı bir güç" olarak nitelendirdiği şeyden vazgeçmesi yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi. İran’a destek veren Rusya, bu anlaşmanın İran’ın zaferi olduğunu dile getiriyor ama bu ateşkesin aslında “İran’ı Taş Devrine döndüreceğiz” açıklamasının ardından yapılması da diğer yandan ABD’nin zaferi olarak görülüyor.
xxxxxxxxxxxxxxxx
Geçtiğimiz cuma günü tüm dünya garip bir olaylar zincirini izledi. İlk olarak, ABD yönetiminin birkaç haftadır imha edildiğini iddia ettiği İran hava savunma sistemleri tarafından bir Amerikan F-15E Strike Eagle savaş uçağının düşürüldüğü haberi ortaya çıktı.
İki kişilik mürettebatın kurtarılması gerekiyordu. Bu nedenle özel kuvvetler ve arama kurtarma ekipleri İran'ın Huzistan ve Kohgiluyeh Boyer Ahmed eyaletlerine gönderildi. Bir pilot bulunarak kurtarıldı. Ancak bunun sadece başlangıç olduğu ve kayıpların sadece bir uçakla sınırlı kalmayacağı anlaşıldı.
Arama kurtarma çalışmalarında sorunlarla karşılaşan ilk helikopter, bu tür operasyonlar için geleneksel olarak kullanılan UH-60 Black Hawk oldu. Black Hawk, yerden açılan ateş sonucu hasar gördü, ancak İran topraklarına ulaşmayı ve oraya inmeyi başardı. Bununla birlikte Amerikan medyasına göre, mürettebat üyelerinden birkaçı yaralandı. Uçağın durumu ve tam iniş yeri açıklanmadı.
ABD daha sonra bir uçağını daha kaybetti; bu sefer arama çalışmalarına katılan bir A-10 Warthog saldırı uçağıydı. Pilot İran hava sahasını terk etmeyi başardı ve fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrıldı. Uçak düştü, ancak pilot kurtarıldı.
İkinci F-15E mürettebat üyesinin akıbeti bilinmiyor; hem Amerikan ordusu hem de İranlılar onu umutsuzca arıyor. Arama iki gündür devam ediyor ve ne kadar uzarsa, Epic Fury Operasyonu sırasında ilk Amerikalının yakalanmış olma ihtimali de o kadar artıyor. Tabii ki, hayatta kalırsa diyelim ama o da ABD tarafından kurtarıldı.
Aynı zamanda, kurtarma operasyonuna katılanlar için riskler de artıyor. İlk saatlerdeki kaos istismar edilebilirdi, ancak şimdi Devrim Muhafızları ve İran güçleri düşmanın yoğunlaşma noktalarını biliyor ve Amerikan kayıpları artabilir. Peki, tüm bunlara rağmen taş devrini yaşamakla tehdit edilen İran, bu uçağı nasıl vurdu?
Donald Trump için talihsiz bir tesadüf eseri, tüm bunlar tam da ulusa sesleniş konuşmasından bir gün sonra gerçekleşti. Bu konuşmada Trump, İran'ı ait olduğu taş devrine geri döndürmek için bombalayacağına söz verdi. Ama gelin görün ki, taş devri ülkesi yapılmakla tehdit edilen Tahran, 20. yüzyıl uçaklarını düşürebilecek oldukça gelişmiş bir teknolojiye sahip!
xxxxxxxxxxxx
Gelelim bizi de etkileyebilecek diğer bir konuya… Buşehr Nükleer Santrali'ne yapılan saldırılar nedeniyle Çernobil felaketinden daha kötü bir tehdit Basra Körfezi ve komşu bölgeler üzerinde belirdi.
İran Atom Enerjisi Kurumu geçtiğimiz cumartesi günü yaptığı açıklamada, santralin bulunduğu bölgenin ABD ve İsrail tarafından ateş altına alındığını ve bir çalışanının öldüğünü bildirdi. Ajansın internet sitesinde yer alan açıklamada, "Özellikle endişe verici olan, Buşehr nükleer santraline yönelik artan ve insan kayıplarına yol açan pervasız saldırılardır. Çernobil'den daha yıkıcı bir radyolojik felaketin gölgesi, Basra Körfezi bölgesi ve Avrasya'nın bitişik bölgeleri üzerinde beliriyor" denildi.
Buşehr, İran'da faaliyette olan tek nükleer santral. Rusya'nın da desteğiyle tamamlanan 1’inci ünite Eylül 2011'de şebekeye bağlandı. İki güç ünitesini içermesi planlanan ikinci fazın inşaatı Orta Doğu'daki askeri çatışmalar nedeniyle askıya alındı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın da vurguladığı gibi, nükleer santrale yönelik saldırılar, İran'da ve ötesinde geniş bir alanı etkileyebilecek bir radyasyon felaketine yol açabilir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın Khondab kentindeki ağır su tesisinin ciddi şekilde hasar gördüğünü ve artık faaliyette olmadığını bildirdi. IAEA, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Uydu görüntüleri ve saha bilgilerinin bağımsız analizine dayanarak, İran'ın 27 Mart'ta saldırıya uğradığını bildirdiği Hondab'daki ağır su üretim tesisinin önemli ölçüde hasar gördüğünü ve artık faaliyette olmadığını doğruladık" dedi.
Bu olay Washington ve Tel Aviv'in İran nükleer tesislerine saldırmaya çalıştığı ilk olay değil. Daha önce Natanz kompleksine birkaç kez saldırmışlardı. Herhangi bir kirlenme raporu yoktu.
Rusya'nın da katılımıyla inşa edilen Buşehr Nükleer Santrali'ne de top mermileri isabet ederken IAEA, santral yakınlarındaki saldırıların radyasyon felaketine yol açabileceği konusunda uyardı.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 28 Şubat'tan bu yana İran'a karşı bir operasyon yürütüyor. O zamandan beri iki taraf da karşılıklı saldırılar düzenliyor. Çatışmanın tırmanması, Basra Körfezi'nden petrol ve LNG sevkiyatı için önemli bir rota olan Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin neredeyse tamamen durmasına yol açtı.
Salı akşamı yapılan anlaşma ile Hürmüz Boğazı’ndan gemiler geçebilecek; böylece dünya petrol fiyatları ve piyasalar biraz rahatlayabilecek. Bu ateşkes iki haftalık bir süreyi kapsıyor ama daha sonra ne olacağını merakla bekleyeceğiz.