Allah’tan korkmak ne anlama geliyor? Allah korkulacak bir varlık mıdır? İnsanlar kızınca “Neden Allah’tan kork!” diyorlar? Allah’ı sevmek ne kadar güzelse, Allah’tan korkmak da o kadar güzel ve anlamlıdır. Bu anlamda Allah’tan korkmak, Allah’ı sevmenin bir başka ifadesidir.
Birinci korku, insanı korktuğu varlıktan uzaklaştırır. Mesela: Issız bir ormanda yalnız başına kalan bir insan, yırtıcı ve vahşi hayvanlardan korkmaya başlar. Bunun için de ormandan bir an evvel uzaklaşmak, kaçıp kurtulmak ister. Kurtuluşu, korktuklarından kaçmakta bulur. Bunu öyle kabul eder.
İkinci korku ise insanı korktuğu şeye yaklaştıran korkudur. Mesela: Bir çocuk hata yapar, hata nedeniyle de anasından babasından korkar. Babasından tokat yemiş olsa bile yine kendisini anasının, babasının şefkat ve merhametle dolu olan kucağına atar. Selameti, kurtuluşu orada bulur. Yani kurtuluşu, korktuğu babasından kaçıp uzaklaşmakta değil; babasına yaklaşmakta, onun merhamet kucağına sığınmakta bulur.
Bunun gibi Allah’tan gerçek anlamda korkan insan da Allah’tan korkmakla, Allah’ın merhametine, affına, hidayetine sığınacak ve emirlerine teslim olacaktır. Allah insana akıl ve irade vermiş ve böylece onu diğer varlıklardan üstün kılmıştır. Bu üstünlüğü sebebiyledir ki insanın, yaratıklar içerisinde Allah’a karşı sorumluluğu vardır. Yani insan, erginlik çağına geldiği andan itibaren ölünceye kadar iyi veya kötü bütün yaptıklarından hesaba çekilecektir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin gerçekten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”
“Şüphesiz Allah’a yerde ve gökte hiçbir şey gizli kalmaz.”
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah her şeye kadirdir.”
Diğer taraftan, insanların yaptıklarını kaydeden, Allah tarafından görevlendirilmiş melekler vardır. Nitekim:
“Üzerinizde elbette gözetleyiciler vardır; değerli yazıcılar; yaptığınız her şeyi bilirler, yazarlar.”
Bunlar yazıcı meleklerdir.
“Kim doğru yolu seçerse ancak kendisi için seçmiş olur; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Biz bir peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.”
Buyuruyor.
“O gün (kıyamet günü) ağızlarını mühürleriz; elleri bize konuşur, ayakları da yapıp ettiklerine şahitlik eder.”
“Nihayet oraya (cehenneme) geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri yaptıklarına şahitlik eder.”
Evet, düşünmesi bile insana dehşet veren o kıyamet gününde, vücutlarında bulunan organlar yaptıkları hakkında şahitlik ederler ki artık bundan sonra itiraz edecekleri hiçbir şey kalmaz. “Bu nasıl olur?” demeyin. Çünkü onları konuşturacak olan Allah’tır ve bu, O yüce yaratıcı için zor değil, çok kolaydır.
Bunun için insan, gözetim ve denetim altında olduğunu bir an olsun bile hatırından çıkarmamalıdır. Allah’ın emrine uygun davranmalı ve O’nun yasaklarından sakınmalıdır. İşte Allah’tan korkmak budur ve ne etkili bir koruyucudur.
Artık nasıl olur da insan yaptığı bir işte Allah’ı hatırlamaz? Nasıl olur da yaptığı o işin Allah’ın rızasına uygun olup olmadığına dikkat etmez? Allah mühlet verir fakat ihmal etmez.
Şöyle buyuruyor:
“İman edenler, salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler için şüphesiz biz onların kötülüklerini örteriz ve onları altından ırmaklar akan cennetlere koyarız. İşte bu büyük kurtuluştur.”
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik,
Ne vicdandır;
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-i Yezdan’ın,
Ne irfanın kalır tesiri kat’iyyen, ne vicdanın.
Gerçekten şairin dediği gibi, insanlardaki fazilet duygusunun kaynağı Allah korkusudur. Allah korkusu taşımayan kimse, imkân buldukça yapamayacağı hiçbir şey olmaz. Onu ne bilgisi ne de vicdanı kötülüğe karşı koruyamaz.
Bunun içindir ki Peygamberimiz:
“Allah’ım! Faydasız ilimden, Allah korkusu ve Allah sevgisi taşımayan gönülden sana sığınırım.”
diye dua etmiştir.
Meşhur bir atasözümüz de vardır:
“Kork, Allah’tan korkmayandan.”
Çünkü gönlünde Allah korkusu olmayan kimsenin yapamayacağı hiçbir kötülük yoktur. Bir kötülüğü ve haksızlığı yapmakla karşı karşıya gelen ve bundan yalnız Allah korkusu sebebiyle vazgeçen kimseyi, Allahü Teâlâ kıyamet gününde herkesin imreneceği bir ödülle ödüllendirecektir.
Peygamberimiz, kıyamet gününde Allah’ın gölgesinde gölgelenecek olan yedi sınıf insandan birinin de, soylu ve güzel bir kadının kendisiyle beraber olma teklifine “Ben Allah’tan korkarım.” diyerek bu yasak teklifi reddeden kimse olduğunu buyurmuştur.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Her hikmetin başı Allah korkusudur.”