Türkiye bugün, enflasyonla mücadele için yüksek faiz politikasını sürdürüyor. Merkez Bankası’nın kararlı adımları, fiyat istikrarını sağlamak açısından önemli. Ancak bu politikanın yan etkisi dar gelirli kesimlerde daha sert hissediliyor. Kredilere erişim zorlaşıyor, tüketim daralıyor, işsizlik baskısı artıyor. İşte tam da bu noktada maliye politikasının devreye girmesi gerekiyor. Vergilerden sosyal desteklere pek çok konu gündeme gelmektedir.

Vergi konusu gündeme gelince ilk cümle vergi adaletine yönelik olmaktadır. Türkiye’de dolaylı vergiler hâlâ bütçe gelirlerinin büyük kısmını oluşturuyor. Bu da dar gelirli kesimlerin yükünü artırıyor. Maliye politikası, doğrudan vergilerin payını artırmalı; büyük şirketler ve yüksek gelir grupları daha fazla katkı sağlamalı. Böylece enflasyonla mücadele daha fazla toplumsal destek bulur.

Enflasyon veya ekonomide darlık döneminin en etkilenenlerinden olan dar gelirliler ise öncelikle destek kapsamına alınmalıdır. Sosyal destekler, yüksek faiz döneminde dar gelirli haneler için gıda, enerji ve kira destekleri kritik hale gelmektedir. Maliye politikası, doğrudan nakit transferleri yerine hedefli sübvansiyonlarla en kırılgan grupları korumalıdır. Örneğin, sadece enerji faturalarındaki bir destek dahi etkisi büyük sonuçlar doğurabilir. Böylece enflasyonun dar gelirli üzerindeki etkisini hafifletir.

Bu dönemlerde istihdam önemli yer tutar. Üretim ve istihdam teşvikleri ekonomi için can suyu anlamına gelir. Yüksek faiz yatırım iştahını azaltırken, maliye politikası üretim ve istihdamı destekleyici programlar geliştirmelidir. Tarım ve KOBİ’lere yönelik vergi indirimleri, düşük faizli kamu kredileri veya doğrudan destekler, hem arz yönlü enflasyon baskısını azaltır hem de işsizliği sınırlı tutar.

Bütçe disiplini bütün bu süreçlerde gözetilen başka bir konudur. Mali disiplinin korunması bir yanda sosyal destekler ve teşvikler bütçe açığını artırmamalı; öte yanda etki analizleri ile verilen teşvikler an be an gözlenmelidir. Bunun için kamu harcamalarında verimlilik sağlanmalı, israf önlenmeli. Yüksek faiz döneminde maliye politikasının en büyük sınavı, hem dar gelirliyi korumak hem de bütçe disiplinini bozmamak olacaktır.

Sonuç olarak, yüksek faiz tek başına enflasyonu düşürmeye yetmez. Dar gelirli kesimlerin korunmadığı bir enflasyonla mücadele, toplumsal meşruiyetini kaybeder. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, para politikası ile maliye politikasının uyum içinde çalışmasıdır. Merkez Bankası fiyat istikrarını hedeflerken, Maliye Bakanlığı dar gelirliyi koruyacak adımlar atmalı. Vergi adaleti, hedefli sosyal destekler ve üretim teşvikleri bu sürecin anahtarıdır.

Sonuç olarak Türkiye’nin enflasyonist süreçten çıkışı, yalnızca faiz kararlarına değil, aynı zamanda maliye politikasının dar gelirliyi ne kadar sahiplendiğine bağlıdır. Enflasyonla mücadele, ancak toplumun tüm kesimlerinin yükü adil biçimde paylaştığı bir zeminde başarıya ulaşabilir.