Enflasyon, faiz derken şimdi de petrol fiyatları ve haliyle CDS’ler… Nereye dokunsak elimizde kalır türden gelişmeler. Aşağıda körfez yangın yerine dönmüş: mal sevkiyatları durmuş vaziyette. Hammadde tedariki kadar ihracatta gerileme başladı. Ve ülkenin can damarı turizm gelirleri, 70 milyar dolara giderken rezervasyon iptalleri geliyor.

TCMB enflasyon hedeflemesi yapadursun… Üretici ve tüketicinin finansmana erişimi gitgide zorlaşmaya devam ediyor. Eskilerden rahmetli Süleyman Demirel’in deyişiyle: “ Dünün güneşi ile bugünün çamaşırı kurutulmuyor.” Düşük faiz, düşük enflasyon ve yüksek üretim heyecanı gerilerde kaldı. Altın fiyatları yükselirken de düşerken de mutlu olanlar ya da üzülenler aynı kişiler değil. Ancak bu tür ani ataklar sermaye piyasalarında olmaya devam ederken öte yandan bir sabit gelirli kesim de var! Mesela devlet de bunlardan birisidir.

Kamu giderleri önceden belirlendiği için, iş listesine göre finansman oluşturma modeli; finansmanın yetersiz olması durumlarında baştan belli bir miktar açığı göze almış demektir. Bu açık, “diğer bütün şartlar sabitken” yaklaşımıyla gerçekleşir. Fakat yılın ilk çeyreği biterken bazı değişkenlerin sabit olmadığı ortaya çıktı. Şimdi yeniden hesapları ele almak vaktidir. Kısıntılar, artan finansman ihtiyacına üretilen çözümler gözden geçirilmelidir.

Petrol ile başlayalım: Senaryo 2026 yılı için petrol fiyatlarının ortalama 65 dolar olacağı üzerine kurgulanmıştı. Bugün fiyatlar 120 doları görüp geri çekilse de yine de 100 dolar seviyesi bile can sıkıcıdır. Bu seviyelerin Türkiye cari açığına etkisi yaklaşık 20 milyar dolardır ki, bu durum mevcut cari açığın ikiye katlanması demektir. Böylece Türkiye’nin CDS verilerine yansıyan durum 200 baz puandan, 310 puana yükselerek kendini göstermiştir. Henüz ihracattaki ve turizmdeki azalmayı ele almadan ortaya çıkan bu durum, ekonominin yeniden ateşinin yükselmesine sebeptir.

Merkez, enflasyon hedeflerini daha yeni revize etmişti. Bu itibarla % 21 hedeflerinden sapmalar kaçınılmaz olacaktır. Şimdilik % 25 baz alınabilir. Gelişen durumlara göre yeniden hedef belirlemek mümkündür. Bir yanda artan enflasyon, öte yanda faizler TCMB için yeni birer sapma emareleri olacaktır.

Artan petrol fiyatları ve yüksek faizlerin ortaya çıkardığı durum bütçe verilerinden sapma olarak da ortaya çıkacaktır. Hedeflenen bütçe açığının milli gelire oranı % 3,5 idi. Bu gidişle bu rakamın GSYH’nin % 5’ine yaklaşması, kaçınılmaz olacaktır.

Nitekim faizler arttıkça tüketim ve yatırımlarda da bir gerileme gözlenecektir. Bunun azalan talep ile birlikte ihracatı engellemesi, büyümeyi de geriletecektir. O yüzden 2026 için öngörülen büyüme verilerinin aşağı yönlü revizesi şart hale gelmiştir. Ekonomi yönetiminin uyguladığı stratejik yönetim anlayışına paralel, hedeflerde esneme ve yeniden revizeler gereklidir. Bu sürecin başat aracı ekonomi iletişimi olacaktır.