Türkiye’nin enflasyonla mücadelesini anlamak için ciro endeksleri ve ekonomik güven endeksi birlikte değerlendirildiğinde ortaya karmaşık ama öğretici bir tablo çıkıyor.
Ciro endeksleri, işletmelerin satış hacmini ölçen önemli göstergelerdir. Sanayi ve hizmet sektörlerinde ciro endekslerinin artış göstermesi, üretim ve ticaret tarafında canlılığın sürdüğünü ve şirketlerin gelirlerinde büyüme olduğunu ortaya koyar. Bu durum, enflasyonist ortamda bile ekonomik aktivitenin tamamen durmadığını, aksine bazı sektörlerde talebin güçlü kaldığını gösterir. Özellikle hizmetler ve perakende ticaret tarafındaki yüksek ciro endeksleri, fiyat artışlarına rağmen tüketimin devam ettiğini işaret eder. Ancak bu canlılık, enflasyonun düşürülmesi açısından ikili bir etki yaratır: bir yandan ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan talep baskısını artırarak fiyatların yüksek seyretmesine neden olabilir.
Ekonomik güven endeksi ise aktörlerin beklentilerini yansıtır. Ocak 2026’da genel endeksin 99,4 seviyesinde olması, ekonomiye dair temkinli bir iyimserliği gösteriyor. Hizmet ve perakende sektörlerinde güvenin yüksek olması, şirketlerin geleceğe daha umutlu baktığını ortaya koyarken; tüketici güveninin 83,7 gibi düşük bir seviyede kalması, halkın enflasyon karşısında hâlâ çekingen olduğu algısının da olumsuz seyrettiğini gösteriyor. Bu ayrışma, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde en kritik sorunlardan birisini ortaya koyuyor: şirketler üretim ve satışlarını artırırken, tüketiciler alım gücü kaybı nedeniyle temkinli davranıyor. Endekslerin dili bunu söylüyor.
Enflasyonun Ocak 2026 itibarıyla % 30,65’e gerilemesi olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Ancak bu oran hâlâ yüksek ve halkın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Ciro endekslerindeki artış ve bazı sektörlerdeki güven iyileşmesi, enflasyonla mücadelede üretim ve ticaret tarafında bir direnç olduğunu gösteriyor. Buna karşın düşük tüketici güveni, fiyat istikrarına ulaşmanın zaman alacağını ortaya koyuyor.
Olumlu tablo: Ciro endekslerinde artış ve hizmet sektöründeki güçlü güven, ekonomide üretim ve ticaret tarafında canlılık olduğunu gösteriyor.
Olumsuz tablo: Tüketici güveninin düşük kalması ve enflasyonun hâlâ % 30 seviyelerinde seyretmesi, halkın ekonomiye güvenmediğini ve alım gücünün zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Gıda ve kira fiyatlarındaki sorun devam ediyor.
Ekonomi, şirketler ve hizmet sektörü açısından görece iyi sinyaller veriyor; ancak tüketici tarafında kırılganlık sürüyor. Enflasyonun kalıcı olarak düşmesi ve tüketici güveninin yükselmesi, “iyi gidişat” yorumunu güçlendirecek en kritik unsurlar. Bunun için beklenti ve algılar olumlu seyretmeli.
Sonuç olarak, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde şirketler ve hizmet sektörü görece güçlü sinyaller verirken, tüketici tarafındaki kırılganlık sürecin en zayıf halkası olarak öne çıkıyor. Kalıcı başarı için hem fiyat istikrarının sağlanması hem de tüketici güveninin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Bu da para politikasının kararlılığıyla birlikte yapısal reformların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.