Önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 90’ı aşkın bürokratın gözaltına alıp tutuklanması, hala kafalardaki karışıklığı gidermiş değil.
Kentsel dönüşüm amacıyla Soyer’in kurduğu kooperatiflerle İZBETON arasındaki bir takım ilişkilerin temelinden kaynaklandığı iddia edilen bu toplu tutuklamanın CHP’liler için “Partilerine karşı bir operasyon” olarak değerlendirilmesi, nedense pek puan toplamıyor.
İzmirliler ve tabii kamuoyu, soruşturma aşamasında ele geçirildiği söylenen bilgilerin açıklanmasını istiyor. Özellikle İZBETON’un yönetiminde var olan zafiyetlerin, bu kapsamlı davaya temel oluşturmasının ne derecede doğru olduğu noktasında soru işaretleri var.
Tunç Soyer; tamam, Dr. Cemil Tugay’a iyi bir belediye tablosu teslim etmedi. Tartışmalı ilişkilerin, soru işaretli kayırmaların ekseninde bazı şeyler yapılabileceğine inanan çok sayıda İzmirli var.
İl Başkanı’nın bu sürece katılması ise ayrı bir konu. Ağrı kökenli olan Şenol Aslanoğlu, hemşehrilik duygusunun ağır basmasıyla bazı hatalar yapmış olabilir. Bunu yakında öğreneceğiz.
İyi de devran dönüyor.
Yeni İl Başkanı kim olacak?
Şimdilik adı telaffuz edilen kişi Musa Çam. Hem sendikacı, hem eski milletvekili. CHP’ye gençlik yıllarında girmiş, adı hiç lekelenmemiş bir partili.
Çam dışında nedense başka bir adayın adı geçmiyor.
Genel Merkez, yoğurdu artık üfleyerek yiyeceğe benziyor.
Onun için Musa Çam, ideal isim.
Ne olacak bu İnciraltı’nın hali?
İnciraltı, İzmir’in en güzel, en değerli köşelerinden biridir. Denizle yeşilin iç içe olduğu bir cennettir.
Ama bir yandan da İnciraltı, kendi haline bırakılmış, bakir bir alandır.
Bölük pörçük bahçeler, gazinolar, evler, seralar, çiçek yetiştiricileri, balıkçı barınağı, hepsi ama hepsi; kendinden menkul yerleşmelerle bir yaşam biçimi oluşturmuşlardır.
İnciraltı, bir zamanlar, İzmir’in en gözde sayfiye yeriydi. Halk plajı gün boyu dolar, okaliptus ağaçları altına serilen hasırlarda vatandaşlar piknik yapardı.
1950 yılında dönemin İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal, buraya bir belediye plajı kurmak isteyince Belediye Meclisi’nde sert eleştirilere hedef olmuştu. Sonunda dediğini yaptı, plajı kurdu, Konak-İnciraltı arasında vapur çalıştırarak bu cazibeyi artırdı.
Bugün İnciraltı’nda arazileri olanlar, ne yazık ki bu zenginliği yaşayamıyor. Ev yapamıyorlar mesela. Çünkü bölge, 1,2,3,4 ve 5 dereceli sit alanlarına ayrılmış.
Belediyelerin de eli kolu bağlı. Hal böyle olunca buradaki arazilerin sahipleri İnciraltı Gelişim Derneği’ni kurdular. Dernek Başkanı Tayfun Karabulut, bir yasal belirsizliğin varlığını Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na anlata anlata dillerinde tüy bittiğini söyleyerek en azından vasıf belirlenmesi yapılmasını istiyor ve sahip oldukları zenginliğin nimetlerinden faydalanmayı bekliyorlar.
İnciraltı için “Birilerinin rant planı var da bu halde bekletiliyor” tartışması da yapılabilir.
Çünkü örnekleri çok.
Empati budur
Köylünün biri Atatürk’e hakaret etmiş.
Gazi, yetiştirenlere “Derdi nedir?” diye sorduğunda “Efendim, tütünü gazete kağıdına sararak içmiş. Hiç beğenmemiş. Bunun için kızmış” diye cevaplamışlar.
Atatürk, yine sormuş:
“Siz gazete kağıdına sarılı tütünü sigara diye içtiniz mi? Ben Trablusgarp’ta içtim; çok berbat bir şeydi. Ben de o zamanlar, tıpkı bizim köylümüz gibi öfkelendim, ağzıma geleni söyledim. Bunlar olağan şeyler ama geçecek. O yüzden köylüyü rahat bırakın.”