Dünya, uzun süredir barut kokusunu hiç bu kadar yakından hissetmemişti. Ukrayna’da yıllardır süren savaş, Orta Doğu’da birbirini tetikleyen çatışmalar, Pasifik’te ABD-Çin gerilimi derken, küresel tansiyon her cephede yükseliyor. Kimileri için bu yaşananlar yeni bir dünya savaşının ayak sesleri. Pekii, gerçekten 3. Dünya Savaşı kapıda mı, yoksa insanlık aklını başına mı alacak?

Son aylarda neredeyse her gün bir ülkenin başka bir ülkeye rest çektiği, silahlanma yarışının hızlandığı haberlerini okuyoruz. Bir yandan savunma sanayii yatırımları rekor kırarken, diğer yandan nükleer silahlanma tartışmaları yeniden alevleniyor. Enerji krizi, su kaynakları ve gıda güvenliği gibi temel sorunların çatışma potansiyelini artırdığı bu dönemde, siyasi liderlerin öfke ve güç gösterisiyle hareket etmesi de endişeyi büyütüyor.

Birçok uluslararası uzman, yeni bir küresel savaş riskinin 20. Yüzyıl’ın ortalarından bu yana hiç bu kadar yüksek olmadığını dile getiriyor. NATO’nun genişleme adımları, Rusya’nın agresif tavrı, Çin’in Tayvan üzerindeki ısrarı ve İran-İsrail hattındaki sıcak gelişmeler; adeta farklı coğrafyalardaki krizlerin birbirine bağlandığı bir domino etkisine dönüşmüş durumda.

Ama madalyonun öbür yüzü de var: Teknolojik gelişmeler, ülkeleri topyekûn savaşın maliyetinin ne denli yıkıcı olacağını her zamankinden net bir şekilde gösteriyor. Küresel ekonominin birbirine bağlı yapısı, devletleri frenleyen önemli bir unsur olmaya devam ediyor. Büyük güçler, savaşın kaybettireceklerini kazanacaklarından çok daha ağır hale getirdiğini bildiği için henüz nihai bir kıvılcım atılamıyor.

Ancak bu belirsizlik bile dünya halklarının psikolojisini derinden etkiliyor. Enflasyon, enerji krizi ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmalarda, sadece ekonomik dengeler değil, aynı zamanda bu jeopolitik gerilimler de belirleyici. Kısacası savaş çıkmasa bile, savaşın gölgesi yetiyor.

Bugün insanlık, aklını kullanarak, uluslararası kurumları işlevsel kılarak ve diyalog yollarını açık tutarak bu çıkmazdan kurtulabilir. Aksi takdirde, kaybedeni herkes olan bir felakete doğru hızla sürüklenebiliriz. Unutmamak gerekir ki 3. Dünya Savaşı ihtimali, hiçbir ülke için kazanılabilir bir senaryo değil; aksine hepimiz için geri dönülmez bir yıkım anlamına gelir.