Bucalılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nde “Genel İlk Yardım Bilgileri” adı altında bir söyleşi gerçekleştiren ve konusunda uzman olan 30 yıllık hemşire Serpil Gülcek, ilk yardımın ancak doğru şekilde yapılması halinde hayat kurtardığını, aksi yapıldığında yaşam riskinin artırıldığını söyledi.
Gülcek, “Öncelikle ilk yardım gereken vakalarda ilk yardımı bilmeyenlerin müdahalesine engel olmalıyız” dedi ve “Yüksekten düşene hemen yiyecek içecek verilmesi büyük hata. Hastayı yerinden kıpırdatmamalı ve tıkanmayı gideren ‘Heimlich manevrası’nı uygulamalıyız. Bu da ya ehil kişiler tarafından yapılmalı, ya da 112 çağrılarak müdahalesi gerçekleştirilmelidir” dedi.
Paniklemenin, hastayı da olumsuz etkilediğini belirten Hemşire Gülcek, piyasaya yeni sürülen ve İZBAN istasyonlarında bulundurulan şok cihazlarının da kalp krizlerinin önlenmesinde ve hastayı hayata döndürmede büyük rol oynadığını vurguladı.
Serpil Gülcek, şöyle devam etti:
“Kalp krizi geçiren kişiye öncelikle ‘İyi misin?’ diye sorup bilincinin yerinde olup olmadığını anlamalıyız. Bilinci varsa nefes de alıyor demektir. Eğer ses çıkarmazsa yakası genişletilerek ağzın içine bakmalı ve bir şey kaçmışsa onu almalıyız. Çenesini dikkatlice kaldırıp nefes yolunu açıyoruz. Tabii 112’yi de çağırmak kaydiyle. Boğaza bir şey kaçtığında ‘evrensel boğulma’ dediğimiz bu olayda Heimlich manevrası uyguluyoruz. Sırta acımadan 5 defa vuruyoruz. Yumruğu kaburgaların bittiği yere basıp çekiyoruz ve yukarıya doğru kıvırıyoruz. Böylece boğazına kaçan neyse onun çıkmasını sağlıyoruz. Halk arasında böyle vakalarda sırta vurulup ‘Helal’ denir. Helal vuruşu da aslında bir ilk yardımdır.”
İzmir’e neden turist gelmiyor?
‘İzmir Aşkına Derneği’ Kurucu Başkanı Turizmci Filiz Güleç, Ege Koop Danışma Kurulu’nda “İzmir ve Turizm” konulu bir sunum yaptı. Güleç, bu sunumda İzmir’e neden beklenen sayıda turistin gelmeyişiyle ilgili önemli tespitleri aktardı.
İzmir’e 2024’te 2 milyon, 2025’te 1 milyon 700 bin turist gelmiş. Paris’e bir yılda gelen turist sayısı 40 milyon. İzmir’in kopyası Selanik bile bizden fazla turist çekiyor.
Filiz Güleç, turist olarak nitelendirilen kitlenin de yüzde 60’ının gurbetçi olduğuna değinerek şöyle dedi:
“Simide ‘gevrek’ diyerek, martılara simit atarak kimseyi kandıramayız. Saat Kulesi de turist çekmez. Tamam; hoşgörü kenti ama öncelikle tarihi zenginliğimizi anlatamıyoruz. Turist ‘İzmir güzel ama ne yaşayacağım?’ diyor, ikinci defa gelmiyor. Esnaf uyumsuz. Avrupa fuarlarına katılıyoruz ama açtığımız stantlar ilgi görmüyor. Çünkü marka olmamışız. İzmir yavaş yürüyen bir kent. Kıbrıs Şehitleri’nde İzmir’e dair hiçbir şey satılmıyor. ‘Tek çatı’ modeli oluşturmalıyız. Ortak fikir üretmeliyiz. Selanik’te turist, kenti yaya dolaşabiliyor. Bizim böyle bir şansımız yok.”
Filiz Güleç, İzmir’e Latin Amerika’dan gelen turistlerin, orada beğeni toplayan dizilerimiz yüzünden bu tercihi yaptıklarını, en çok parayı Amerikalıların bıraktığını, Azerilerin ise yemeklerimizi beğenmediği için gelmeye çekindiklerini sözlerine ekledi.
Bekleyip göreceğiz
Bizim bildiğimiz bu ülkede iki siyasi kutup var:
Cumhur İttifakı ve ‘Millet İttifakı.’
Cumhur İttifakı’nın ortakları malum ama ‘Millet İttifakı’nın sayısal olarak daha çok ortağı var. Bunların arasında Zafer Partisi ile DEVA da yer alıyor. Ama nedense bu iki siyasi partinin sözcüleri, aynı ittifak içinde yer almalarına rağmen CHP’ye inceden inceden dokunup duruyorlar.
Bu tavrın, ittifak çatlaması gibi kabul edileceğine inanılmasa da bilinmeyen bir anlamı olduğu malum.
‘İttifak kayması’ desek; o da değil.
Bekleyip göreceğiz.