23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz ama bu kutlamaya, okullardaki son silahlı saldırı olayları gölge düşürdü! Urfa ve Kahramanmaraş’taki çocukların silahla yaptığı saldırılar tüm Türkiye’de halkı yasa boğdu. Yalnız bizde değil Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan bu okullardaki üzücü olaylar ne yazık ki ülkemize de yaşandı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki olayların bir benzeri ertesi günü Ukrayna’da Zaporijya’de yaşandı. Bir öğrenci sıra arkadaşını okulda silahla vurup öldürdü. Amerika’da ise bunun tam tersi oldu. Oklahoma’da bir öğretmen, saldırgan öğrencinin önüne geçip göğsünü siper etti ve öğrencilerini kurşundan korudu ve iyileşince öğrenciler tarafından kral gibi karşılandı.
Öğrenciler arasındaki bu olaylar psikolojik nedenlere bağlanmakta. Nedeni ise son günlerde internet ortamında ve televizyonlarda gösterilen şiddet içerikli dizilere ve filmlere dayandırılıyor uzmanlarca. Ama yanlış! Çocuklardaki psikolojik durum farklı. En son Kahramanmaraş’taki İsa Aras adlı öğrencide yaşadık. İddialara göre öğrencinin farklı eğilimleri vardı ve bu aile sorunu giderek büyümüş. Sonuçta topluma bu başka bir şekilde yansıdı ve kötü bir sonuç ortaya çıktı. Buna benzer birçok olayla karşılaşabiliriz ama yapılacak tek şey okullarda rehber öğretmenlik sisteminin güçlendirilmesi. Çünkü onlara çok büyük bir görev düşüyor.
**
Enflasyon konusuna gelince; dünya sıralamalarında neredeyse birinci sırayı almaktayız. Ama TÜİK’e göre enflasyon neredeyse hiç yok. “Avrupa bizi kıskanıyor” diyoruz. Avrupa bizi nasıl kıskanıyormuş merak ettim? Fiyat artışlarından mı, yoksa alım gücünün düşmesi ve artmayan emekli maaşlarının sözde yükselmesi ile mi kıskanıyorlar?
Ukrayna ile Rusya savaşı var ama Ukrayna’nın parası bizim TL ile aynı değerde. Orada savaş ve enflasyon var mı diye bakacak olursak şaşıracağız. Bir kilo dana eti bizde 1000 lira, orada 400 lira. Bizim paramızla dana ciğeri bizde kilosu 600 lira Ukrayna’da ise aynı ciğer 100 lira. Patates, soğan, biber ve benzeri ürünler bizdekiyle aynı. Almanya’ya gelecek olursak; bizim fiyatlara yaklaşmıyor bile. Onların 1 lirası bizde 50 lira, anlayın aradaki enflasyon farkını… İşte Türkiye’nin hali bu! Yunanistan’daki restoran fiyatlarına gelince Türkiye ile arada uçurum var. “Nasıl bir fiyat farkı bu?” diye soracak olursak şaşırıyoruz… Sanki savaştayız, bir de savaş olsa bu fiyatların yüzde 100 fazlasını görürüz bu anlayış sayesinde.
**
Şimdi gelelim savaşa. Ukrayna ve Rusya savaşı; İran, Amerika ve İsrail’in başlattığı günden beri çok yüksek bir seviyeye geldi. Ukrayna Hükümeti Rusların petrol rafinelerini ve tankerlerini vurarak Rusya’yı sekteye uğratıyor. Burada Rusya’nın kaybı günlük 100 milyon dolar.
Wall Street Journal'ın kaynaklara dayandırarak verdiği habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, ağır kayıplardan korkarak İran'ın Harg Adası'na saldırı fikrinden vazgeçti. Makalede şu ifadeler yer alıyor: “Trump, Kharg Adası'nı ele geçirmek için Amerikan birliklerinin gönderilmesine karşı çıktı. Görevin başarılı olacağına ve bölgenin ele geçirilmesinin ABD'nin boğaza erişim sağlayacağına dair güvence verilmesine rağmen, Amerikan kayıplarının kabul edilemeyecek kadar yüksek olacağından endişelendi."
Hürmüz Boğazı ablukasıyla ilgili gerginlik ise giderek tırmanıyor. Donald Trump, boğazı "Nihayet açtığını" ilan ederek, bunu Çin ve tüm dünya için yaptığını vurguladı. Bu, Hürmüz Boğazı'nın çifte ablukasının aslında bir efsane olduğunu doğruluyor: İran, boğazı sadece kısmen (istediği kişilerin geçişine izin vererek) bloke ederken, Amerika Birleşik Devletleri (iddialara göre) İran'la bağlantılı tüm trafiği engelliyor. Washington, İran'ı bloke ettiğini iddia etti: artık İran limanlarından kalkan veya İran limanlarına giden hiçbir gemi Hürmüz'den geçemeyecek. Tam bir abluka (sadece petrol ve doğalgazı değil, her türlü kargoyu kapsayacak şekilde) genellikle savaşa bir bahane veya hazırlık görevi üstleniyor. En azından dünya tarihinde durum neredeyse her zaman böyle olmuştur. Ancak Beyaz Saray burada kendi yolunu izliyor ve bir savaştan sonra -ya da en azından iki savaş eylemi arasındaki duraklamada- bir abluka uyguluyor. İran'ı askeri olarak teslim olmaya zorlayamayan lider, şimdi de ekonomik olarak çökertmeyi hedefliyor. Petrol satışını engelleyerek ve döviz, gıda ve diğer malzemelerin tedarikini kısıtlayarak bunu yapıyor. Washington'daki stratejistlere göre, bu durumda İran kaçınılmaz olarak teslim olacaktır.
İran'a birkaç ay boyunca uygulanan abluka, yalnızca İran ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de bir krize yol açacaktır. Hürmüz Boğazı'nı Tahran'a kapatmak tek başına işe yaramayacaktır. İranlılar, boğazdan tanker geçişine yönelik kısıtlamalarını sürdürerek misilleme yapacaklardır. Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı düzgün çalışmayacak, küresel petrol ve doğalgaz kıtlığı devam edecek, bu da önce fiyatlarda daha fazla artışa ve ardından tüketimde düşüşe ve ABD de dahil olmak üzere küresel ekonomide bir durgunluğa yol açacaktır. Trump bunu mu istiyor? Tüm bu soruların yanıtlarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.