3. Lig bölgesel formata dönünce derbi sayısı da arttı. Bu kez sahnede üst ligi hedefleyen Karşıyaka ile küme düşme hattından çıkmaya çalışan Çoruhlu FK vardı. Kazanan 3-1’lik skorla Yeşil-Kırmızılılar oldu ve rakibine bir darbe vurmuş oldu. Ancak tabelaya yansıyan sonuç kadar, oyunun anlattıkları da önemliydi.

Maç öncesi analizi

Karşıyaka şampiyonluk yarışında havlu attıktan sonra rotayı Play-Off hattına çevirdi. Sezon başındaki o akıcı ve özgüvenli futbolundan uzak bir görüntü verse de hâlâ ligin en tempolu takımlarından birisi. Çoruhlu FK ise alt sıralardan kurtulma mücadelesi veriyor. Kış transfer döneminde yapılan takviyeler bunun en net göstergesi.

Yeni gelen isimler arasında dikkat çekenler vardı. Nizamettin Çalışkan ve İsmail Haktan Odabaşı’nı 1. Lig dönemlerinden beri takip ediyorum; ikisi de kalite ve tecrübe barındıran futbolcular. Yaş faktörü artık belirleyici olsa da oyun bilgileri tartışılmaz. Murat Komili ise enerjisi ve dinamizmiyle öne çıkan bir orta saha. Bu üçlünün yolu öncesinde Bucaspor 1928'de kesişmişti. Şimdi ise Çoruhlu için ter döküyorlardı.

Ve maç...

Maça Karşıyaka adeta tek kale başladı. İlk 45 dakika konuk ekip yarı sahasından çıkmakta zorlandı. Ancak topa sahip olmakla üretkenlik aynı şey değil. Kapalı savunmayı aşmakta zorlanan ev sahibi, çareyi duran topta buldu ve devreye önde girdi. Çoruhlu’nun tek ciddi çıkışında top direkten döndü.

İkinci yarıya bu kez Çoruhlu daha diri başlangıç yaptı. Topa daha çok sahip oldu, fazlaca ataklar yaptı ve karşılığını da beraberlik golüyle aldı. İşte tam bu noktada Karşıyaka’nın karakteri devreye girdi. Skor avantajını yeniden yakaladı, yine bir duran top organizasyonuyla. Diğer stoperin kafa golü oyunun kaderini belirledi. Fark ikiye çıkınca maçın fişi de çekildi.

Karşıyaka gevşememeli

Karşıyaka’nın kimliği belli: çok koşan, savaşan ve tempoyu seven bir takım. İlk yarıda bu sayede oyunu forse etti. Ancak ikinci yarıya önde girmenin rehaveti mi, yoksa bilinçli bir tercih mi bilinmez; tempo düştü, kontrol el değiştirdi. Teknik Direktör Burhanettin Basatemür’ün üzerinde durması gereken nokta tam da bu. Bu takımın gücü tekniği güçlü futbolculardan çok tempodan geliyor. O düşerse, oyun da düşüyor. Nitekim yedikleri gol sonrası vitesi artırdılar ve goller arka arkaya geldi.

Çoruhlu duran toplara teslim

Çoruhlu cephesine baktığımızda, mağlubiyete rağmen mücadele gücü yüksek bir performans vardı. Özellikle savunmada disiplinliydiler. Erhan gibi ayağına çok hakim bir oyuncuya bile fırsat vermediler. Ancak duran toplarda iki stoperi bomboş bırakmak bu seviyede affedilmez. Yenen iki golün ortak noktası buydu. Belki de maçın kırılma anı burada saklıydı.

Devre dolmadan gelen iki değişiklik dikkat çekti. Biri zorunlu sakatlık hamlesiydi. Diğeri ise sahada sertleşen rekabetten doğmuş gibiydi. Salih Tokgöz ile Alpay Eroğlu arasındaki gerilim, kart ya da sakatlık riskini artırıyordu.

Nizamettin Çalışkan savunmadan top çıkarıp oyunu kurma konusunda tecrübesini gösterdi. Topu ayağında tutmayı bildi, kolay kaybetmedi. İsmail Haktan Odabaşı ise oyuna sonradan girdi; karşısındaki genç ve atletik oyunculara karşı istediği etkiyi yaratamadı. Murat Komili ise görevini yaptı: bir gol attı, bir topu direkten döndü. Skora doğrudan katkı verdi.

Hakem özür diledi

Maçın tartışmalı anı ise yardımcı hakemin kaldırdığı ofsayt bayrağıydı. Erhan Öztürk sağ kanatta bomboş topla buluşmuşken gelen bayrak tribünleri ayağa kaldırdı. İtirazlar yükseldi. Hakemin jestleri hatanın farkında olduğunu gösterir gibiydi. Erhan oyundan çıkarken aralarında geçen kısa diyalog da bunun işaretiydi.

Sonuç olarak Karşıyaka kazandı, Play-Off hedefini diri tuttu. Çoruhlu umut veren bir direnç sergilese de ligde tutunma hedefi yara aldı. Bir gerçek var: Bu ligde detaylar sonucu belirliyor. Özellikle duran toplar… Ve tempo.