CHP’li bazı milletvekillerinin bir etkinlikte Mehteran Takımı’na sırtına dönmesi olayı, Genel başkan Özgür Özel’in yatıştırıcı açıklaması ile büyümeden kapandı ama gerçek göz ardı edilemedi.

Mehter, Osmanlı saray teşkilatında yer alan bir çalgı takımının adıdır ve Selçukluların son döneminden, Osmanlı’ya geçmiştir.

Mehter’in kültürel bir değeri vardır. Tarihi de bir kimliği.

Ama üzerinde Osmanlı etiketi hep varken, 23 Nisan gibi ulusal egemenliğin sembolü olan bir etkinlikte ön plana çıkarılması, soru işaretlerini de beraberinde getirir.

Mehteri her yere kondurursunuz ama 23 Nisan’a asla. Osmanlı çağrışımı, sadece nostaljik bir mesaj olsa neyse ama ‘kel alaka’ böyle bir durum, belli ki, CHP’li o milletvekillerini rahatsız etti. Sadece arkalarını döndüler ama bir şey söylemediler. Eminim; içlerinden az önce yazdıklarımı geçirdiler.

Özgür Özel’in müdahalesi ve açıklaması, hem o tepkiyi sınırda tutmuş, hem de Mehter gibi kültürel zenginliğimize halel getirmemeyi öngören bir üslupta olmuştur.

O etkinlikteki amacın ne olduğunu öğrenmek mümkün değildir. Ama onun da bir başka geleneği savunmaya yönelik olabileceği aşikardır. O geleneğin adı ‘Osmanlı Aşkı’dır.

Scala'dan da muhteşem

Eğer 1922 yılında İzmir yangını çıkmasaydı bu muhteşem mekan günümüze kadar ulaşabilecekti. Çünkü yangından kurtulabilme şansına sahip aynı yaştaki nice mekan hala ayakta.
Birinci Kordon'da, şimdiki Gündoğdu'dan Alsancak'a doğru giderken yer alan İzmir Tiyatrosu binası, dünyanın en iyileri arasında sayılan Milano'daki Scala'dan daha da fiyakalıydı.

İşgal yıllarında Yunanlılar, bu merkezi sahiplendiler ve dünyanın dört bir yanından buraya sanatçı getirttiler. Opera, tiyatro, sahne eğlencesi gibi muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapan bu tiyatro, İzmir'in gururu idi. Kör olası yangın, bu güzelim sanat eserini yerle bir etti.

İç mekan fotoğraflarına bakıldığında; içeride ihtişamın zirve yaptığını görürsünüz. Localar, sahneye tümüyle hakim bir yerleşim düzeneği, akustiğin kralı, hepsi ama hepsi bu mekanda bir uyum içinde yer alıyordu. İzmir yanmasaydı, bu tiyatro binası da hasar görmeseydi; eminim diğerleri gibi hala ayakta olacak ve işlevini sürdürecekti.

Ya suçu yoksa

Bu moda, son 15 yılda zirve yaptı. Ekranda izliyoruz. Sanıklar, bir yere götürülürken iki polis, kafasını aşağı itiyor, adamı iki büklüm yürütüyor.

Götürdükleri kişi, henüz mahkemeye çıkmamış, hakkında bir hüküm verilmemiş ‘sanık’ kimlikli kişi. Belki suçsuz görülecek, serbest bırakılacak. Sonra ne olacak? O yüz kızartıcı tablonun hesabını kim verecek?

Dünyada örneği yok. Sadece bize mahsus ama incitici bir moda ve insan haklarına da külliyen aykırı.

Moda, Türkiye’ye yayılmış durumda ve bence yanlış. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, böyle bir muameleyi hak etmiyor.

Amaç nedir, onu da bilmekte zorluk çekiyoruz ve bu tabloların yaşanmamasını diliyoruz.