Menemen FK, evindeki son maçında Yeni Mersin İdman Yurdu sahaya çıkmamış, kendi arasında antrenman maçı yapmıştı. Bu hafta da Adanaspor'la adeta antrenman maçı oynadı. Geçen hafta Play-Off hattına girmenin verdiği moralle sahaya çıkan Menemen FK, maçın başından sonuna kadar kontrolü elinden bırakmadı.

Adanaspor cephesinde ise tablo oldukça karanlık. Transfer yasağı nedeniyle genç oyuncularla sahaya çıkan konuk ekip, bu sezon alışık olduğumuz gibi yine farklı bir mağlubiyet yaşadı. Hatta bu şartlar altında yalnızca üç gol yemeleri bile onlar adına “teselli” sayılabilir.

Maç için futbol oynamaya son derece elverişli bir hava vardı. Ne bunaltıcı bir sıcak, ne de üşüten bir soğuk… Rüzgâr yoktu, görüşü bozacak bir etken yoktu. Güneş, mevsim gereği zaman zaman karşıdan vurdu ama o da kısa süreliydi. Adanaspor kalecisi Saffet Vehbi Urhan birkaç pozisyonda elleriyle güneşi kesmek zorunda kaldı, hepsi bu.

Menemen güle oynaya

Menemen FK, karşılaşmayı baştan sona tek kale oynadı. Savunma yapma ihtiyacı hissetmedi, topu sürekli rakip yarı sahada tuttu. Kapalı savunmayı açmak için sabırla oynadı ve erken gelen golle de iyice rahatladı. İlk yarıyı üç farklı önde kapatmaları, maçın fişini erkenden çekti. İkinci yarıda ise tempoyu düşürdüler, fazla yorulmadılar. Bu yüzden skor daha da artmadı.

“İyi mi oynadılar, kötü mü?” diye sorulacak bir maç değildi bu. Menemen FK, nasıl oynaması gerekiyorsa öyle oynadı. Gösteriş peşinde olmadı, averaj hesabı yapmadı.

Kaleci Yusuf Karagöz için belki de kariyerinin en rahat maçlarından birisiydi. Kendisine bir kez bile iş düşmedi. Bu da maçın tek taraflı oynandığının en net göstergesiydi zaten.

Sahada sivrilen tek isim vardı ama ne yazık ki kötü anlamda… İkinci yarıda oyundan alınan Berkant Alpşanlı, gününde değildi. Güzide Gebze Spor Kulübü’nden yeni transfer edilen 21 yaşındaki sağ bek, top kontrollerinde ciddi sıkıntılar yaşadı. Basit pasları kontrol edemedi, birkaç topu ayağından açtı. Teknik heyetin onu ikinci yarıda sahaya sürmemesi yerinde bir karardı.

Adanaspor ne yapmalı?

Adanaspor’a gelince… Söylenecek çok şey var ama çoğu iç açıcı değil. Ortaya koydukları performans, 3. Lig seviyesinin bile altındaydı. Oyuncuların bireysel eksikleri fazlaydı ve bu yüzden sürekli savunma yapmak zorunda kaldılar. Hücuma çıkamadılar, ileride top tutacak tek bir oyuncu bile bırakmadılar. İki şut denediler, ikisi de isabetsizdi. Buldukları bir-iki pozisyon ise ciddiyetten uzaktı.

Eksikler saymakla bitmez ama birkaçını özellikle vurgulamak gerekir. Çeviklik yoktu. Örneğin sol bek Miraç Akay, topu taca çıkmadan çevirdi ama devamını getirecek çabukluğu gösteremedi. Topu kontrol altına alması gerekirken rakibe teslim etti ve bu hata ilk golün atılmasına neden oldu.

Topu aldıklarında vücutlarını kullanarak saklamaları gerekiyordu, yapamadılar. Top kontrolleri zayıftı, basit paslarda bile topu ayaklarından açtılar. Rakibe fazla alan verdiler, temaslardan kaçındılar. Bu kadar yumuşak oynarsanız rakibin işi ister istemez kolaylaşıyor.

Oyuncular için en acil ihtiyaçlardan biri psikolojik destek. Skor ne olursa olsun morallerini korumayı öğrenmeleri gerekiyor. Aksi halde güven kaybı yaşanıyor ve performans dibe vuruyor. Bu takımın şu aşamada puan hesabı yapmaktan çok, bireysel gelişime odaklanması şart. Antrenmanlarda top kontrolü ve top saklama çalışmalarına ağırlık verilmeden ilerleme kaydetmeleri zor.

Notlar:

Taraftar ilgisi oldukça düşüktü. Bunun sebebi U17 takımlarının İzmirspor'la oynadıkları karşılaşmaya gitmeleriydi. Yoğun bir şekilde tezahürat yaparak sahadan 3-2 galip ayrılmalarını sağlamışlar.

Maçın son dakikalarında yaşanan kafa kafaya çarpışma herkesi korkuttu. Efe Taylan Altunkara için ambulans sahaya girdi. Neyse ki, Efe Taylan Altunkara’nın, maç sonrasında saha kenarında bekleyen ambulanstan inip yürüyerek soyunma odasına gitmesi yüreklere su serpti.