Amerika ve İsrail’in İran’ı vurması ile başlayan savaş, petrolün yanında dünya sanayisini de olumsuz etkilemeye başladı.
Küresel piyasada petrol ve doğalgaz kıtlığı ve yükselen fiyatlar, buzdağının sadece görünen kısmı. Basra Körfezi’nde birçok gemi körfezden çıkamıyor. Tarım ve imalat sanayisinin birçok kolu için hayati önem taşıyan alüminyum, gübre, helyum ve diğer kimyasallar da Ortadoğu'da yaklaşık bir aydır süren askeri çatışmalar nedeniyle Basra Körfezi'nde mahsur kaldı.
Bazı ülkelerde tedarik yetersizliğinden kaynaklanan kıtlıklar fiyat artışlarına yol açmakta. Eğer Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınması bir ay daha devam ederse piyasalar artık bu artışların sürmesi ve yükselmesini engelleyemez. Alüminyum fiyatlarının aşırı derecede yükseleceği bunun sonucunda taleplerin bile tamamen yok olabileceği görülüyor. Enerji krizi hızla dünya çapında bir üretim ve ekonomik krize dönüşecektir. Bu; başta ABD, Avrupa Birliği ve Rusya olmak üzere şu anda temel ihracat ürünlerinin fiyatlarındaki artış nedeniyle bu çatışmadan kâr elde eden ülkeler de dahil olmak üzere herkes için yıkıcı günler beklenmekte!
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından, küresel arzın yüzde 9’unu temsil eden Katar ve Bahreyn'den gelecek yaklaşık 7 milyon ton alüminyum risk altına girdi. Bu, çatışmadan önce zaten zor durumda olan alüminyum pazarı için önemli bir miktardı. Sonuç olarak, alüminyum fiyatları Mart ayında ton başına 3 bin 533 dolara ulaşarak 17 Şubat'taki seviyeden 500 dolar artış gösterdi.
Alüminyum, başta otomobil ve diğer ulaşım araçlarının üretimi olmak üzere otomobil parçalarında, inşaatta ve hatta güneş enerjisinde kullanılıyor. Bu metal elektronik, elektrikli ekipman ve ambalaj üretiminin de vazgeçilmez bir parçası. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, şirketler Ortadoğu'dan gelen tedarik açığını kapatmak için metal depolarını boşaltmaya başladılar. Arap ürünlerine büyük ölçüde bağımlı olan Avrupa Birliği de baskı altında kaldı.
Helyum da durum son derece vahim; fiyatlar şimdiden ikiye katlandı. Hayati öneme sahip bu madde, tıbbi ekipman, roket ve yarı iletken üretiminde kullanılıyor. Sıvı helyum olmadan, fiber optik kabloların ve LCD ekranların üretimi imkansız olduğu gibi, MR cihazlarının çalışması da mümkün değil. Hatta Hadron Çarpıştırıcısı'nın çalışması bile ona bağlı.
Uzmanlar, helyum kıtlığı nedeniyle yarı iletkenlerde de sıkıntı yaşanabileceği konusunda alarm vermeye başladı bile. Dünyanın çip üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini gerçekleştiren ve Katar helyumuna büyük ölçüde bağımlı olan Güney Kore, Tayvan ve Japonya bu savaştan özellikle ağır darbe aldı.

**
Tereyağında kanser riski varmış

Şimdi gelelim önemli haber niteliği taşıyan ve ülkemizi de ilgilendiren bir konuya… Mirror gazetesinin haberine göre, yüksek tereyağı tüketimi kanser ve diğer ciddi hastalıklardan ölüm riskini artırıyor.
Yayınlanan raporda, “Uzmanlar, 30 ila 50 yıl boyunca takip edilen 221 binden fazla yetişkinin verilerini analiz ederek tereyağının ölüm riskini artırdığını tespit etti. Bu süre zarfında grupta 50 bin 932 ölüm vakası kaydedildi. Bunların 12 bin 241'i kanserden, 11 bin 240'ı ise kardiyovasküler hastalıktan (kalp hastalıkları) kaynaklandı” deniliyor.
Gazetede yayınlanan makaleye göre en yüksek tereyağı tüketimine sahip gruptaki kişilerde herhangi bir nedenden kaynaklanan ölüm riski yüzde 15 daha yüksek. Bilim insanlarına göre, yüksek tereyağı tüketimi kanserden ölüm riskini de yüzde 12 oranında artırıyor.
Dahası, 10 gram tereyağının aynı miktarda bitkisel yağ ile değiştirilmesinin, tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarında tahmini yüzde 17'lik bir azalma ve kanser kaynaklı ölüm oranlarında da yüzde 17'lik bir düşüş ile ilişkili olduğu tespit edilmiş.
JAMA Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmaya atıfta bulunan yayına göre, daha yüksek tereyağı tüketimi ölüm oranında artışla ilişkilendirilirken, daha yüksek bitkisel yağ tüketimi daha düşük ölüm oranıyla ilişkilendirilmiş.
Tereyağı ülkemizde çok kullanılmakta ve Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlarımızın tereyağını kullanım oranı neredeyse yüzde 90’lara ulaşmakta.
Ülkemizdeki tereyağı tüketimini Avrupa ile kıyaslayacak olursak Almanya yıllık olarak kişi başı 6 kilo, Fransa ise yıllık olarak kişi başı 7-9 kilo tüketirken ülkemizde ise bu oran daha düşük; yapılan araştırmaya göre 3 kilo civarında. Yani anlayacağınız, Avrupa genelinde tereyağı bizden fazla kullanılıyor. Araştırmalara göre Avrupalıların tereyağından ölüm oranı Türklerden daha fazla görülmekte…
Fakat biz yine de sağlık kontrollerimizi yapmayı ihmal etmeden tereyağı alışkanlığımızı devam ettirebiliriz.