Amerika, İran’ı vurarak Ortadoğu’da yeni bir savaş başlattı geçtiğimiz günlerde. Bu savaş petrol ve Amerikan ekonomisinin düzlüğe çıkması için mi çıktı diye sormak geliyor insanın içinden. Ortadoğu tamamen karıştı, savaşta ABD’ye destek veren İsrail, Lübnan’ı da vurmaya başladı. Peki, Türkiye bu savaşın neresinde? Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti çok akıllı bir strateji uyguluyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve ekibi bu süreçte çok akıllı davranıyor. Kimi kulislere göre İran konusunda ABD’nin Rusya ve Çin ile anlaşmış olabileceği bile konuşuluyor. Eğer öyleyse savaşın seyrinin değişip değişmeyeceği de soru işareti olarak kafamızda duruyor. Zira Trump ABD ekonomisini düşünerek her şeyini ortaya koyuyor.
Şimdi dönelim ülkemize… Türkiye’de siyaset ne durumda diyecek olursak bildiğimiz gibi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı da olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun duruşması var ama ortada somut bir şey yok. Diğer yandan emekliler de bayram ikramiyesine son dakika bir artış yapılır mı diye bekliyor ama orada da bir ümit ışığı yanmıyor. Aynı tas, aynı hamam diyebiliriz. Emekli zorda ama onları düşünen bir hükümet var mı?
Dünya ekonomisine ve savaşa döndüğümüzde, ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarını kontrol altına almak amacıyla petrol arzıyla ilgili olarak bazı ülkelere uygulanan yaptırımları kaldırma kararını açıkladı. Trump, “Fiyatları düşürmek için petrole uygulanan bazı yaptırımları kaldırıyoruz. Kimi ülkelere yaptırımlarımız var ve durum düzelene kadar bunları kaldıracağız” dedi.
İşin ilginç yanı, hangi ülkeleri kastettiğini belirtmedi. Beyaz Saray'daki yetkili, ABD'nin bu yaptırımları yeniden uygulamaya koymayabileceği ihtimalini de dışlamadı. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışı yapay olarak nitelendirdi.
Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile önceki gün yaptığı görüşmeyi iyi olarak nitelendirerek Ukrayna konusundaki diyaloğun olumlu geçtiğini de belirtti. Yine Trump, Rus liderin Ortadoğu'daki çatışmaya çözüm bulunmasına yardımcı olma arzusunu da dile getirdi.
Ortadoğu'daki çatışmaların ortasında, küresel petrol fiyatları pazartesi günü, 17 Haziran 2022'den bu yana ilk kez 119 doların üzerine çıktı. ABD Başkanı’nın İran'daki operasyonun yakında sona ereceğini açıklamasının ardından petrol fiyatı 90 dolara geriledi.
Bir gün önce Reuters, isimsiz kaynaklara dayanarak, Trump yönetiminin artan yakıt fiyatları nedeniyle Rusya'ya petrol alanında uygulanan yaptırımları daha da hafifletmeyi düşündüğünü bildirmişti.
İngiliz haber portalı Uncherd'e göre, ABD ve İsrail'in İran'daki operasyonu Rusya'yı, küresel petrol piyasasına geri getirdi. Bu haber portalında, “Yüksek petrol fiyatları, ABD'yi Rusya'ya uyguladığı petrol yaptırımlarını kaldırmaya zorladı. Bu her gün gazetelerde manşet haber olurdu ama değil. Vladimir Putin, Hindistan'a petrol tedarikini yeniden başlattı. Ancak bu sefer indirimli değil, yüksek fiyattan. Yani Ruslar tekrar iş başında” diye ifade edildi.
Şimdi tekrar gelelim İran’a… Orada yeni bir lider var ama bu liderlik ne kadar sürer? İran Uzmanlar Meclisi, İslam Cumhuriyeti'nin yeni ruhani liderini seçti. Bu kişi Mücteba Hamaney oldu. Seçilmesi, Tahran'ın merkezinde büyük bir sevinç mitingiyle karşılandı. Bu miting, Washington'un İran'dan istediğini, yani rejim değişikliğini başardığını kanıtlıyor. İslam Cumhuriyeti'nde rejim değişikliği gerçekten ‘gerçekleşti!’. Dolayısıyla, ABD savaşı bırakacak mı sorusu gündemde! Amerika bu yeni lideri de nasıl yok edecek? Bu da merak konusu olmaya başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney’e, Washington'ın şartlarını kabul etmemesi halinde suikast düzenlemeyi düşünüyor ve bu işi de İsrail’e havale etti.
İran’da, suikasta kurban giden Ali Hamaney'in 56 yaşındaki oğlu Mücteba, eğer babasına 28 Şubat'ta suikast düzenlenmeseydi İran'ı yönetemezdi; babası onu desteklememişti. Eğer baba Hamaney doğal nedenlerle ölmüş olsaydı, daha demokratik bir ortamda bu işe layık ve saygın bir kişi neredeyse kesinlikle yüce lider seçilirdi. Ancak Ali Hamaney şehit oldu ve uzun zamandır yakın yardımcısı olan oğlunun adaylığı neredeyse tartışmasız hale geldi. Çünkü Mücteba'nın kendisi, babasının çalışmalarının devamının sembolü haline geldi: ABD ve İsrail saldırganlığına karşı direniş, İran egemenliğinin savunulmasının ve İslam devrimi ideallerine bağlılığın sembolü olarak Rehber yani lider olarak anılıyor. Sadece İran'da değil, İslam Devrimi'nde bu liderlik ima ediliyor.