Bugünkü köşe yazım cumartesi günü oynanan Bornova 1877 ile Nazillispor arasında oynanan karşılaşmanın yorumu olacaktı. Ancak yaşadığım bir olay, her şeyin önüne geçti.

***

İzmir statları uzun süredir kaderine terk edilmiş durumda. Bakım yok, ilgi yok, sorumluluk alan yok. Kulüplerin maddi olarak ne kadar zor günler geçirdiği ortada. Futbolcularına maaş ödemekte zorlanan, hatta bunu başaramayan kulüplerden söz ediyoruz. Hal böyleyken temizlik gibi “ekstra” kalemlere bütçe ayrılamaması da kimseyi şaşırtmıyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntıyı da not düşmek gerekiyor. Tam olarak doğrusu nedir bilemiyorum ama genel olarak Türkiye’de statların temizlik, bakım ve onarım sorumluluğu stadın mülkiyetine göre belirleniyor. Devlete ait statlarda bu görev Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, sahadaki uygulamasıyla İl Gençlik ve Spor Müdürlükleri’ne ait. Belediyeye ait statlarda ise sorumluluk doğrudan belediyelerde. Kulüpler bu statları yalnızca tahsisli olarak kullanıyor. Yani tribün temizliği, basın ve VIP alanlarının bakımı gibi konular kulüplerin değil, stat sahibi kurumların sorumluluğunda. (Yanılabilirim). Buna rağmen sahada ciddi bir adım atıldığını pek görmüyoruz.

Tribünlerin genel hâli zaten malum. Temizlik neredeyse hiç yapılmaz. Seyirciler koltukların üzerine çıkar, zıplar, kırar. Bu ortamda görev yapan polisler ve güvenlik görevlileri de mecburen o koltuklara oturmak zorunda kalır. Bazıları yanlarında karton getirir, üzerine oturur. Getirmeyenler kalktıklarında koyu renk giysilerin beyaza döndüğü görülür. Manzara bundan ibaret.

Açıkçası bu durum beni bugüne kadar çok da ilgilendirmedi. Maçları genellikle ayakta izlerim. Saatlerce ayakta kalabilirim; hatta hiç oturmadan 11,5 saatlik bir rekorum bile var. Ne yazık ki bu sefer ilgilenmek zorunda kaldım.

Gittiğim statlar arasında düzenli temizlenen yer sayısı yok gibi bir şey. Düzeni geçtim, yıllarca el değmemiş pek çok stat mevcut. Halk arasında sıkça kullanılan bir tabir vardır ya, “level atlamak” diye; işte bu kez resmen level atlamış bir yerle karşılaştım.

***

Sözünü ettiğim yer, Bornova Doğanlar’daki Aziz Kocaoğlu Stadı.

Sezonun ilk maçında da bu stattaydım. Saha zemini dışında hiçbir yere el değmediğini o gün net şekilde gördüm. Her yer tanıdıktı, hatta VIP tribünüyle bile ilgilenilmemişti. Bu tribüne gelen konuklar koltukların hâlini görünce oturamadı. Çare olarak, içi su dolu kazan büyüklüğünde bir tencere getirildi ve alelacele temizlik yapıldı. VIP tribünü bile bu durumdaysa, gerisini varın siz düşünün. Burada parantez açmak gerekir. Buranın temizliğini özel güvenlik elemanlarının yaptığına da şahit oldum.

VIP’nin hemen yanında basın tribünü yer alıyor. Benim maç izlediğim yer de doğal olarak orası. “Her stat pis” derdim bugüne kadar; ama bunun sebebi genelde toz olurdu. El değmeye değmeye katmanlaşmış, artık silinse bile çıkmayacak tozlar… Öyle ki bir bilim insanı gelse, o katmanları inceleyerek statta geçmişte neler yaşandığını rahatlıkla çözümleyebilir.

Ancak Aziz Kocaoğlu Stadı bu anlamda diğerlerinden ayrılıyor. Keşke sorun sadece toz olsaydı. Kuşlar, masaları ve sandalyeleri adeta tuvalet olarak kullanmış. Her yer kuş pisliğiyle kaplı. Bu da beni bugüne kadar çok etkilemedi. Geldim, maçı izledim, notlar aldım ve gittim.

Ama bu kez tablo değişmişti.

Kuş pisliklerine sinekler dadanmıştı. Kış ayındayız. Açık hava, sık sık rüzgâr alan bir stat… Böyle bir ortamda sinek olur mu? Oluyormuş. Hem de fazlasıyla. Her yer minnacık sineklerle doluydu. Sadece görmek bile yetti; bir de üzerime konmaya başlayınca maçtan tamamen koptum. Ne izleyebildim, ne not alabildim. Dikkatim dağıldı, konsantrasyonum gitti. En fazla 10 dakika dayanabildim ve maçı yarıda bırakıp stattan ayrılmak zorunda kaldım.

***

Kuş pisliği sokakta bile olsa belediye ekipleri gelir, su sıkar, temizler. Bir statta buna hiçbir şekilde müdahale edilmemesi, Aziz Kocaoğlu Stadı’nın ne kadar sahipsiz kaldığının açık bir göstergesi. İzmir basını Göztepe dışında diğer takımlara pek ilgi göstermiyor. Hele buraya benden başka gelen yok diyebilirim. O da nadiren, çünkü karşılaşmalar sık sık aynı gün ve saate denk geliyor. Yine de bu durum, o pisliklerin ve sineklerin ortadan kaldırılmamasının mazereti olamaz. Bu bakımsızlık devam ederse stat kısa süre içinde atıl hâle gelme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Yine orada maç izlemeye gider miyim? Giderim. Ama bu kez sineklerin cirit attığı o koltuklarda ve masalarda değil; en önde, bu bölgeden uzak bir koridorda.