Yaşadığımız kente sahip çıkıyor muyuz?
Peşinen söyleyeyim; Hayır.
Çoğumuz değil ama…
Sokağa tükürüyor muyuz?
Evet.
Sokağa sigara izmariti atıyor muyuz?
Hem de nasıl.
Sokaklar poşetten, pet şişeden geçilmiyor mu?
Geçilmez olur mu?
Ağaçlara, çiçeklere zarar veriyor muyuz?
Veriyoruz.
Duvarlara, araçların bir yerine yazı yazmayı, ‘kazıma’ modelini seçiyor muyuz?
Seçiyoruz.
Arabayla olsun, motosikletle olsun; gürültü çıkararak sürmek gibi bir garip huya sahip miyiz?
Aynen.
****
Yaşadığımız çevrede gördüğümüz görsel her olumsuzluk, yerel yönetimlerin ihmali değil, bizim bu kente sahip çıkmayışımızdır.
Hani nerede kaldı ‘Kapı önünü süpürmekler?’
Nerede kaldı, evin duvarlarını çivit katkılı beyaz kireçle badanalamalar?
Nice hasletimiz, yaşadığımız nice dertlere yenik düştü.
Paris kadar, Amsterdam kadar, Tokyo, Singapur kadar olmalıydık, hatta temizlikte onları geçmeliydik. Çünkü biz soy olarak temizliği, zarafeti icat etmiş, uygulamış bir toplumuz.
İzmir’in yıllar önce çekilmiş fotoğraflarına bakıyorum; her yer pırıl pırıl. İmreniyorum. Çevre mahalleler bundan nasibini almamıştı ama İzmir temiz bir kentti. Onu koruyamadık.
Koruyacağımız da şüpheli.
Üniversitelerimiz ve nitelikleri konusu
Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) her yıl, belirli kıstaslarla üniversiteleri mercek altına alır ve ‘Araştırma Üniversitesi’ olmaya hak kazananları belirler. Bu payeyi kazanmak isteyen üniversiteleri de izlemeye alır.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 2025’in son günlerinde; bu konuda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Buna göre, 2026’da “Araştırma Üniversitesi” olmaya namzet gösterilen üniversiteler şöyle:
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İstinye Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, İstanbul Medipol Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi.
Bu listede mesela Dokuz Eylül Üniversitesi yok. Dokuz Eylül Üniversitesi, Akdeniz, Kocaeli, Ondokuz Mayıs ve Selçuk Üniversiteleri ile birlikte ‘İzlemeye alınan’ üniversiteler.
‘Araştırma Üniversitesi’ ünvanına sahip olmak, o eğitim kurumunun her yönüyle kalitesini de yansıtıyor. Özellikle öğretim kadrolarının projeleri, makaleleri önemli birer kıstas.
Ege Üniversitesi’nin böyle bir sorunu yok. Ama Dokuz Eylül’ün geçmişe dönük yönetim hataları bu seçkin eğitim kurumumuzu ne yazık ki ‘İzlemeye alınacaklar’ kategorisine dahil ediyor.
Dileriz, bu izleme iyi sonuçlanır, üniversitemiz yeniden taçlanır.
Mafya düzeni dolu dizgin
Mafya konusu Türkiye’nin gündemine ciddi bir şekilde getirilmediği için bu alanda ciddi sorunlar yaşanması da kaçınılmaz oluyor.
Mafya denince aklımıza elbette Çakıcı, Dündar Kılıç, Peker gibi isimler gelmiyor.
Küçük çaplı mafyalar, ortalıkta fink atıyor.
İhale mafyaları, otopark mafyaları, taksi mafyaları, inşaat mafyaları, büfe mafyaları, dolmuş mafyaları, gece kulübü mafyaları ve daha akla gelmedik niceleri… Hepsi memleketi sömürüp duruyorlar.
Kenan Evren, bunların kökünü kurutmaya kararlıydı ama o bile başaramadı. Biri batarken diğeri çıkıyordu.
Bunların en ciddisi ise uyuşturucu mafyaları. Milyarlar kazanıyorlar.
Gündeme getirmek bile bir başlangıçtır. Çözüm, böyle üretilir.