Yaşayabileceğiniz en kötü duygu inancınız yıkılmasıdır. İnanç, beslemiş olduğunuz diğer tüm duyguları ayakta tutan yegane değerdir. Güvenmek inanç olmadan gelmez, aşk inanç olmadan gelmez. Bir olabilmek, bütün olabilmek, adanmış olabilmek... Velhasıl kelam, hissetmiş olduğunuz bütün duygular inançla başlar.

Daha dün gibi hatırlıyorum; bu Dünya Kupası ile ilgili ilk yazımı yazarken Milli Takımımıza olan o sonsuz güvenden bahsettiğimi.

Şenol Güneş ve takımının bu ülkede geçmişte yarattığı o muazzam birlik, beraberlik ruhundan hatırlayanlar iyi bilir; inanırsak yapabiliriz! Tüm ülkenin tek yürek olduğu, bayrakların balkonlardan gururla sarktığı o günlerdeki gibi bir inanç aramıştım bu jenerasyonda da hata yapmışım…

Ancak velakin, Paraguay yenilgisi bize çok acı bir gerçeği gösterdi: Takım inanmamıştı. Ondan daha da önemlisi, teknik direktör inanmamıştı!

İlk maç zaten kötü oynandı. Umudumuz diğerine kalmışken Türkiye, Paraguay’a 1-0 mağlup olarak Dünya Kupası’na veda eden ikinci takım olurken, sadece sahada bir maç kaybetmedi; koca bir ülkenin futbol tutkusunu, pırlanta gibi futbolcuların emeğini ve en önemlisi o kutsal inancını kaybetti. Biz turnuvada adı sanı duyulmamış ülkelerin tırnaklarıyla kazıyarak destan yazmasını izlerken, Avrupa’nın dev kulüplerinde fırtınalar estiren yıldızlar topluluğumuz kulübedeki vizyonsuzluğun kurbanı oldu. Bu ülke, turnuvanın en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak bu erken vedayı kesinlikle hak etmedi.

Daha da vahimi, başarısızlığın arkasında durup erdemli bir şekilde özür dilemek, hata yaptığını kabul etmek yerine; Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın çıkıp "Nasipten ötesi yok" diyerek bir ülkenin inancını zedelemesidir. Üstüne bir de "Üzgünüm ama sinirden gülüyorum" diyerek adeta bu milletin aklıyla, duygularıyla dalga geçen bir açıklama yapması tam bir akıl tutulmasıdır.

Büyüklerimiz der ki: Nasip, gayrete gebedir!

Sen gayret etmezsen, doğru taktiği kurmazsan, sahaya o milli ruhu yansıtamazsan Sayın Montella; dünyanın gözünün üzerinde olduğu Dünya Kupası’nda ilk elenen takımlardan birisi olursun! Suçu kadere, nasibe atarak kendi yetersizliğini örtbas edemezsin. Hatayı hep karşısında arayan pasif insanlar gibi…

Milli Takım’ın teknik direktörü bu toprakların evladı olmalı, bu formanın ağırlığını ruhunda taşımalıdır. Kulübede bu ülkenin marşı çalınırken gözleri dolmayan, bu milletin kahrolan duygularını ekran karşısında "sinirden gülerek" geçiştiren yabancı bir akılla gidilecek hiçbir yol, varılacak hiçbir hedef yoktur. İnancımızı yıktınız, bu ülkeyi hüsrana uğrattınız; ama bilin ki bu millet, mücadelesiz teslimiyeti asla unutmayacaktır.

Ylz der ki; İnanç yıkılınca geriye sadece iki şey kalır: bahane ve pişmanlık.