Herkesin ligin ikinci yarısında yine dağılır dediği Göztepe, ayaklarını yere sağlam basarak yolunda ilerliyor.
Göz Göz son dönemin en formda takımlarından Fenerbahçe karşısına sancılı çıktı. Üstüne Sarı-Kırmızılılar için önemli eksiklere bir o kadarı daha eklendi.
Heliton ve Bokele defansın iki bel kemiği kart cezalısıydı. Orta sahanın dinamosu Dennis’in ve stoperde eksiklerin yerini dolduracak Furkan Bayır’ın hastalıkları işleri daha da çıkmaza soktu. Hatta oyuna sonradan giren Juan ve Rhaldney’in de hasta olduğu öğrenildi.
Fakat Göztepe bu bahanelerin hiç birinin arkasına sığınmadı. Ne sisteminden taviz verdi, ne de kadrosundan. Teknik Direktör Stoilov yine şapkadan tavşan çıkardı.
Kendi bölgesi olmamasına rağmen Ogün Bayrak’ı sahaya sürdü. Orta sahada ise Dennis’in yerine Efkan Bekiroğlu görev yaptı.
Daha maçın başında Janderson’un kaptığı topta verilen faul hakemlerin niyetini gösterdi. Maça etki edecek bir şey olmasa da takdir hakkının ev sahibinden yana kullanılacağı belli oldu. Üstüne Fenerbahçe’nin golü açıkçası biraz tedirgin etti. Neyse ki kısa sürede gelen beraberlik sayısı büyük moral oldu.
Göztepe’nin rakibinden korkmadan istekli futbolu taraflı tarafsız herkesten büyük beğeni topladı.
İnternette bir bilgi okudum. Bu karşılaşmada 6.7 isabetli pas başına bir şut kaydeden Göztepe, bu sezon bir Süper Lig karşılaşmasında en sık şut çeken takım oldu. Yani 94 isabetli pasa 14 şut atılmış.
Yani bu kadar eksikle güçlü rakibinin karşısına çıkan Göz Göz’ün mücadelesi ve yapmak istedikleri Türk futboluna örnek olmalı.
Biraz şanslı olsa sahadan üç puanla bile ayrılma ihtimali vardı.
Sarı-Kırmızılılar kimsenin ne yaptığı ve kimi aldığı ile ilgilenmiyor. Kimsenin aldığı sonuca bakmıyor. Kendi doğrularını yapıp sahaya yansıtıyor. Hem maddi, hem de manevi olarak bunun karşılığını almaya başladı. Gelecekte çıta daha da yükselecek ve daha önemli işlere imza atacaktır. Yeter ki bu yolda yürümeye devam etsin.