Parfüm sektörü hız kaybetmeden büyümeye devam ediyor. Statista’nın raporuna göre parfüm satışlarından geçtiğimiz yıl 45 milyar Pound değerinde bir gelir elde edildi ve L’Oréal, Coty ve Estée Lauder en kârlı olanlar arasında yer aldılar. Bilançolarda en büyük rol ise 'Z Kuşağı’nın. Parfüm, yeni neslin hem nispeten ulaşabildiği bir lüks harcama hem de kendilerini ifade etme biçiminin bir yolu. Diğer bir araştırmanın sonucu ise gittikçe büyüyen niş marka piyasası. Lüks bileşenler ve ince zanaatle üretilen bu kokular, elbette Chanel - No.5, Dior - J’Adore ya da 100 yaşını dolduran Guerlain - Shalimar gibi klasiklerin satışlarını geçemiyor, ancak kültleşen Le Labo ve usta parfümör Francis Kurkdjian gibi isimler üstün performans listelerine girmeyi başarıyor. Byredo’nun İspanyol Puig gruba 1 milyar Euro’ya satılması ise sanayi devlerinin çıkış yakalayanları bünyelerine katıp, ivme kazanmaya olan inançlarını kanıtlıyor. Böylesi rakamların konuşulduğu 2026 yılında işte bazı trend ve yenilikler özellikle dikkat çekiyor.

TikTok yayınlarında sokakta karşılaştıkları (ya da pazarlama stratejisi olarak karşılaşmış gibi yaptıkları) stil sahibi gençlere “Hangi parfümü kullanıyorsun?” diye mikrofon uzatanlar, bazen hiç alışılmadık ya da duyulmadık kokularla yanıt veriyorlar. Margiela’nın Replica serisinden farklı örnekler verenler, Malin + Goetz markasını doğru telaffuz edebilenler, sabun ve kozmetik ürünleriyle bir statü sembolüne dönüşen Aesop’un ilk parfümü Rozu’yu övenler… The Guardian’ın hazırladığı bir habere göre TikTok üzerinde yayın yapan @professorperfume ve @jeremyfragrance gibi hesaplar, ya da Smellmaxxxing gibi trend topic’ler, 'Z Kuşağı’nın parfüm alışverişlerini yüzde 66’lık bir oranda etkiliyor. Bu jenerasyona mensup meşhur yeteneklerin kendi markaları da takdir topluyor; tıpkı Sabrina Carpenter, Ariana Grande ya da Your Turn adlı ikinci parfümü merakla beklenen Billie Eilish gibi. Usta oyunculuğu ve zamansız güzelliğiyle tanıdığımız Michelle Pfeiffer’a ait Henry Rose markasının büyük ilgiyle takip edilmesi ise konu parfüm olunca gustonun pek yaşla alakası olmadığını aslında gösteriyor. Değişmeyen bir şey ise parfüm markalarının yıldızlarla yürüttükleri reklam kampanyaları, tıpkı Acqua di Parma ve onun yeni yüzü Michael Fassbender ile İtalya sokaklarında çektiği, günlük tadındaki videolar gibi.

Köklü modaevleri bu rekabette söz sahibi olabilmek için uzun yıllardır duty free ya da distribütör satış noktalarında bulunmayan, sadece seçili butiklerinden ulaşılabilen serilerini canlı tutuyorlar, ama onlar da kendi aralarında bir başka yarıştalar. Les Exclusifs koleksiyonu ile Chanel ve Privé serisiyle Dior başı çekerken, geçtiğimiz aylarda Balenciaga ve Loewe de yeni birer ‘haute parfumerie’ koleksiyonu lanse ettiler. Uzun süredir bu skalada kokuları Hermessence adlı serisinde çalışan Hermès ise şimdilerde parfümörü Christine Nagel imzalı Un Jardin Sous La Mer’de denizin altının nasıl koktuğunu hikayeleştiriyor.

Parfümü parfüm yapan asıl bileşenlere gelirsek; tatlı kokuların yükselişini uzmanlar istikrarsız dönemlerde insanların pozitif olanı arayışları ve kendilerini şımartma arzuları olarak açıklıyor. Tom Ford’dan ahududu notalı Lost Cherry ve D.S. Durga’dan Antep fıstığını yücelten Pistachio bu akıma dair sadece iki örnek. Escentric Molecules’dan Hint manolyasını kalbine alan Molecule 01+Champaca, Le Labo’nun yeni ikon adayı Thé Matcha 26, Matière Première ve son hit formülü Vanilla Powder gibi güncel çalışmalar ise ‘fraghead’ takma adlı parfüm meraklıları arasında konuşulanlar.

Maison Crivelli’nin Oud Maracuja’sı gibi meyvelerin daha vahşi yönleriyle tanıştığımız kokulardan Prada’nın Paradigme’ı gibi doğaya yakın hissettiren odunsu formüllere, parfüme dair pek çok akım sayılabilir. Belki de uygulaması ve benimsemesi en kolay olan ise daha özgün formüllerle kimlikleri güçlenen, parfümün bütçe dostu alternatifleri olan body mist ve spreyler. Phlur’den miskotu ve yaseminin çekici alaşımı olan Missing Person, Glossier’dan sahil esintili Sandstone, Sol de Janeiro’dan gül esansına yeni bir yorum getiren Cheirosa 91…
Gençler arasında gittikçe yaygınlaşan scent layering, yani farklı kokuları katmanlayarak kullanma. Siz de bu metodu benimseyerek kişisel ve eşsiz parfümünüzü yaratabilir, kim bilir belki de Patrick Süskind’in klasik romanında tarif ettiği, o teninizle temas ettiğinde hipnotik ve gerçeküstü etkiyi yaratan kokunun formülünü Sevgililer Günü öncesinde keşfedebilirsiniz.