Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ama yıllardır kullandırtmadılar. Yıllardır jeopolitik fırtınaların merkezinde yer alıyor. Ancak son dönemde, nadir elementler (rare earth elements) gibi kritik minerallerin varlığı ve küresel istikrarsızlık, bu ülkenin ekonomisini ve dünya piyasalarını derinden etkiliyor. 2025-2026 döneminde, ABD'nin Venezuela'ya yönelik stratejik hamleleri, petrol üretimi artışı ve olası rejim değişikliği senaryoları, ekonomik dinamikleri yeniden şekillendiriyor. Burada yerel ve küresel ekonomiye yansımaları deyince öncelikle, Venezuela'nın petrol sektörü ele alınmalı. Ülke, yaklaşık 300 milyar varil kanıtlanmış rezerve sahip, ancak yıllarca süren yaptırımlar, yolsuzluk ve altyapı çöküşü nedeniyle üretim düşük seviyelerde kaldı. 2025'te üretim aylık ortalama 1,165 milyon varile yükseldi, bu da yıllık % 20'lik artış anlamına geliyor.
ABD'nin Trump yönetimi altında Venezuela'ya yönelik askeri müdahale veya "stratejik giriş" hamleleri, kısa vadede petrol fiyatlarını dalgalandırdı. 2026 başındaki ABD müdahalesi sonrası petrol, altın ve gümüş fiyatlarında ani yükselişler gözlendi, çünkü Venezuela'nın rezervleri küresel enerji akışlarını etkileyebilecek potansiyelde.
Uzun vadede ise rejim değişikliğiyle üretim artışı, küresel petrol arzını artırarak fiyatları düşürebilir ve ABD'nin Latin Amerika'daki etkisini güçlendirebilir.
Nadir elementler boyutu ise daha az bilinen, ancak stratejik bir faktör. Venezuela, demir cevheri, boksit, nikel, bakır, çinko, altın ve nadir toprak elementleri gibi kaynaklara sahip. Bu elementler, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve savunma sanayii için vazgeçilmez. Ancak jeopolitik istikrarsızlık – ABD-Venezuela gerilimi, yaptırımlar ve iç çatışmalar – bu kaynakların çıkarılmasını engelliyor. 2025'te ABD'nin enerji ve mineral kaynaklarına odaklanan politikaları, bu mineralleri jeopolitik rekabette anahtar hale getirdi.
Eğer istikrar sağlanırsa, nadir element ihracatı Venezuela ekonomisini canlandırabilir, ancak şu anki kaos, yabancı yatırımları kaçırıyor ve yerel ekonomiyi hiper enflasyonla boğuşur hale getiriyor. Küresel jeopolitik istikrarsızlık bağlamında, bu durum dünya ekonomisini öncelikle ters etkiliyor. Bir yandan, petrol arzındaki belirsizlikler enerji fiyatlarını yükselterek enflasyonu tetikliyor; örneğin, 2026'daki olaylar sonrası piyasalarda "jeopolitik şok" yaşandı ve emtia fiyatları dalgalandı.
Öte yandan, uzun vadeli istikrar Venezuela'yı yeni bir tedarikçi olarak konumlandırabilir, Çin'in hakimiyetindeki nadir element pazarını çeşitlendirebilir ve küresel tedarik zincirlerini güçlendirebilir. Ancak, savaş riskleri ve Orta Doğu'daki paralel gerilimler, petrol fiyatlarını baskı altında tutuyor. Venezuela'daki son gelişmeler, özellikle 2026 Ocak ayındaki ABD askeri müdahalesi ile Maduro'nun devrilmesi, küresel petrol piyasasını arz artışı yaşanırsa fiyatlar düşecektir. Yıllardır yaptırımlar, altyapı çöküşü ve yönetim sorunları nedeniyle üretimi düşük seviyelerde kaldı – günlük yaklaşık 1 milyon varil, küresel üretimin % 1'inden az olmakla zamanla iyileşme beklenmektedir.
Venezuela ekonomisi için ise tablo karamsar: Yıllık GSYİH daralması % 10'ları aşmışken, petrol ve minerallerin kötü yönetimi "kaynak laneti"ni pekiştiriyor. Zenginlik de başa bela dedirtiyor. İstikrarlı bir hükümetle, bu kaynaklar kalkınma motoru olabilir, ancak mevcut istikrarsızlık yoksulluğu derinleştiriyor. Sonuç olarak, Venezuela'nın petrol ve nadir elementleri, jeopolitik istikrarsızlıkla birleşince, kısa vadede küresel piyasalarda volatilite ve enflasyon yaratırken, uzun vadede enerji geçişi ve tedarik güvenliği için fırsatlar sunuyor. Ancak, bu potansiyelin realize olması, uluslararası işbirliği ve iç reformlara bağlı. Venezuela yeni duruma uyum sağlamış görünüyor: Kral öldü, yaşasın yeni kral!