Ticaretle uğraşanlar, esnaflar ya da ekonomiyi bilenler çok iyi bilir; gün bittiğinde kaçınılmaz bir ritüel vardır: Kasa raporu almak. Biz buna “Z Raporu” deriz. O ince rulo kağıt çıktığında, günün tüm yorgunluğu, telaşı ve emeği rakamlara dökülür. Ne kadar mal girdi, ne kadar nakit çıktı, sonuçta karda mısınız yoksa zararda mı? O kağıt parçası yalan söylemez. Günün çıplak gerçeğini yüzünüze çarpar. Peki, hiç düşündünüz mü; hayatın, aşkın ve insan ilişkilerinin de bir Z raporu olabilir mi?
Değerli okurlar; aslında hayatın kendisi, doğumdan ölüme kadar tutulan devasa bir bilançodan ibarettir. İddia ediyorum ki; aşk kapitalisttir, inanç kapitalisttir, hatta en saf sandığımız insan ilişkileri bile aslında gizli bir ekonomiyle yönetilir. Eğer bir yere, bir insana ya da bir amaca verdiğinizden daha fazlasını geri alamıyorsanız, orada ruhsal bir enflasyon başlamış demektir. Ve siz, her geçen gün farkında olmadan kendi öz sermayenizden harcayarak iflasa sürükleniyorsunuzdur.
Ve hatta duygular sandığımızdan çok daha “kapitalisttir”. Eğer bir yere verdiğinizden daha fazlasını alamıyorsanız, o kasa her geçen gün biraz daha eksiliyor demektir.
“Aşkın hesabı mı olur?” diye sorabilirsiniz. Aşkın değil belki… Ama karakterin hesabı mutlaka olur. Bir ilişkide sürekli fedakârlık yapan taraf sizseniz ve karşılığında en temel değerleri bile göremiyorsanız, sadece zaman kaybetmezsiniz kendinizden harcarsınız. Kendi benliğinizden, gururunuzdan, değerlerinizden eksiltmeye başladığınız an, o ilişki artık aşk olmaktan çıkar. Bir zarar kalemine dönüşür. Sevildiğinizi sanırsınız… Ama elinizdeki Z raporu size gerçeği fısıldar. Güven yok! Dürüstlük yok! Fedakârlık yok! Çaba göstermek yok! Zaman ayırmak yok! vs.! Gerçek aşk, kasanızı doldurur. Sizi eksiltmez, büyütür. Eğer sadece sizden gidiyorsa, orada ciddi bir “ticaret hatası” vardır. Çünkü aşk güven verir. Yoksa zarar yazar.
Aynı şey dostluklar için de geçerli. Eğer hep veren, hep koşan, hep omuz olan sizseniz… Ama sizin ihtiyacınız olduğunda ortada kimse yoksa… Bu bir dostluk değil, bir tükeniştir. Sizi sırtınızdan bıçaklayan her insan, kasanıza yazılmış bir zarar kalemidir. Hayat aslında basittir: Ne yaşadığınızdan çok, ne verdiğiniz ve karşılığında ne aldığınız önemlidir. Bazı insanlar kasanıza huzur ekler. Bazıları ise fark etmeden sizi iflasa sürükler.
Ekonomide bir kural vardır: Bazen en iyi karar, daha fazla zarar etmeden çıkmaktır. Hayatta da aynı. Her savaş kazanılmaz. Hatta çoğu savaşta iki taraf da kaybeder. Bu yüzden bazen yapılabilecek en büyük şey: O kasayı usulca kapatmak. Bir ilişkiden, bir dostluktan, bir ortamdan çekilmek… Zayıflık değil, stratejidir. Ve çoğu zaman: En büyük kazanç, kaybetmeyi bırakmaktır.
Benim bir kum saatim var. Metafor değil gerçekten var. Kim veya ne beni ne kadar üzebilir bu kum saati karar verir. Çevirdiğim an değerinize göre süreniz belirlenmiştir. Kendime aldığım en güzel hediye bu kum saati. Bence sizin de bir kum saatiniz olabilir. Değmeyecek şeyler için fazla emek harcamanızın, değmeyecek olay ve kişiler için fazla üzülmenizin önüne geçecektir. Neye ne kadar üzüleceğimi, ne kadar sabredeceğimi, ne zaman o kasayı kapatacağımı o belirler. Buna “İlişki Raporu” diyorum. Çünkü herkes her şeyi hak etmez. Ve hiçbir yatırım sonsuza kadar zarar yazamaz. Zarar yazıyorsa bu sizin hatanızdır.
Hayatın sonunda hepimize verilmiş tek bir spoiler var: Ölüm. Ve tüm inanç sistemleri aslında aynı şeyi söyler: Günün sonunda bir bilanço çıkar. İyilikler birikir. Kötülükler de… Ve herkes kendi Z raporuyla yüzleşir. Semavi dinler de z raporu tutar. İyiyseniz cennet, değilseniz cehennemdir sonunuz. Kasa kapandığında herkes hak ettiği yerde olacaktır.
Şimdi ben de kendi hayatımın Z raporuna odaklanmak için küçük bir ara veriyorum. Hem İspanya seyahatim hem de son dönemde yaşadığım bazı sağlık durumları nedeniyle biraz geri çekiliyorum. Bu süreyi, kasayı dengelemek için kullanacağım.
“Peki, Yeliz ne yapalım?” dediğinizi duyar gibiyim. Hiç gitmeyecekmiş gibi sevin; bir insanı, bir kitabı, bir hayvanı, kendinizi. Ve kasa zarar veriyorsa, mutsuzsanız; aşkınızdan, dostunuzdan, elinizi uzattığınız köpek hiç düşünmeden ısırıyorsa sizi hiç sevmemiş gibi gidin! Bırakın ne istiyorlarsa öyle yapsınlar. Nihayetinde gidişinizden mutsuz olan zaten sizi kazanmak için savaş verecektir.
Siz de bugün kendi hayatınızın dökümünü alın: Kim sizin için gerçekten bir şeylerden vazgeçti? Kim sizi büyüttü? Kim sizden çaldı? Kim kasanıza bereket kattı, kim sizi eksiltti? Kim güven verdi kim yalan söyledi ve aslında kim kaybetti? Unutmayın: Bazen iflası kabul edip dükkânı kapatmak, sahte bir kazançla yaşamaktan çok daha onurludur.
Ylz der ki; Tekrar görüşene kadar… Kasanız huzurla, ruhunuz gerçek kazançlarla dolsun. Tabii ki hak ettiyseniz eğer.